Artık bu garip yerin 2. günüydü. Bugün salıydı. Laura baya erken kalkmıştı. Biraz telefonuna bakmaya karar verdi. Okul grubundan akşam atılan mesajlar vardı:
- Evet gençler, yarınki dersimiz için önceden uçma denemeleri yapmanızı öneririm. Uçma dersi için haftaya puan gireceğim. Ne kadar iyi uçarsanız o kadar yüksek puan alırsınız.
Yok artık daha neler! Uçup ne yapacaklar acaba, diye düşündü. Buraya isteyerek gelmemişti ve hemen bu lanet yerden eve dönmek istiyordu.
Artık Flow'un odasında değildi. Kendi odasındaydı ve kimse onu görmüyordu. Belki uçma denemesi yapabilirdi.
Yatağının üstüne çıktı ve uçmaya çalıştı. İlk önce "Şizofren miyim, ne yapıyorum ben?" Dedi. Bir daha atladı, ama oda olmadı. Asla olmayacak gibi gözüküyordu.
Aklına camdan atlamak geldi. Ama ölme ihtimali karşısında buna cesaret edemedi. Ya da gebermek iyi bir fikirdi(!) Odasından çıktı.
Onların odalarıda okulun bir bölümündeydi. En ufak bir çıtırtı herkesin uyanmasına sebep olabilirdi. Çok sessiz olması gerekiyordu.
Sessizlikte üstüne yoktu. Tabi eğer uçubalseydi. Sonra düşündü. Uçarken sırtından kanat mı çıkıyordu yoksa hiçbir şey olmadan havaya mı kalkıyorlardı?
Bunun cevabını öğrenmesine pek yoktu. Artık bahçeye çıkmayı başardı. Sabahları çok güzel görünüyordu. Çiçekler parlıyordu. Kuşlar ötüyordu ve hafif rüzgar esiyordu. Tam ağacın altında uzanmalık bir histi.
Büyük bir kayanın üstüne çıktı. Kayadan aşağı atladı. Yere çakıldı. Heryeri ağrıyordu. Kötü bir fikirdi. Uçamamak yere çakılmaktan daha iyiydi.
Çimenlerin üstünde yatıyordu. Ağrısı geçince kalktı. Okul vaktine kadar uyumaya karar verdi.
Kalktığında okula geç kalmak üzereydi. Hemen odasına koşmaya başladı. Acaba kimse onu görmemiş miydi? Hiç kimse "Nede yerde yatıyorsun?" Bile dememişti.
Odasına koşmaya devam etti. Herkes sınıflardaydı. Kimse geç kalmamıştı. Laura koşarken Alex'i gördü. Ama Laura'nın hoşlantısı geçmişti.
Bu yüzden onu görünce heyecanlanmıyordu. Fakat duyguları onunkiyle yer değişmiş gibiydi. Çünkü sadece Laura'ya iyi davranıyordu.
Sonunda odasına vardı ve hızlıca formalarını giymeye çalıştı. Saçını bile tarayamadan koşuşturmaya başladı.
Sınıfa varması gerekiyordu ama aradaki mesafe kısa değildi. Daha önce hiç bu kadar hızlı koşmamıştı. Bir arabadan daha hızlı hissediyordu.
Sınıfa vardı. Derse tam zamanında gelmişti çünkü Laura gelir gelmez hoca arkasından girdi. Hemen yerine geçti. Uçma dersi için hazırlıklı değildi ama idare etmek zorundaydı.
Hemen derse başlamadılar. Hoca duyuru yapacaktı. Evet yine duyuru. Tabi bıkmıştı bütün bu duyurulardan fakat yapacak bir şey yoktu maalesef.
Hoca sıra düzenini değiştireceğini söyledi. Laura sıra değişikliğinden nefret ediyordu çünkü hiç bir zaman istediği bir kişinin yanına oturamıyordu. Çok gıcık bir şeydi bu.
Diğerleri için aynı şey söylenemez. Resmen sevinç çığlıkları atıyorlardı. O kadar yüksek sesle seviniyorlardı ki bina sallanıyordu. Hatta Laura ilk başta deprem oluyor sandı.
Ama yanına Flow gelseydi çok yardımcı olurdu. Buraya yeni gelmişti ve ne yapacağı hakkında hiç bir fikri yoktu. Sıra düzeni birazdan değişecekti. Koridorda birsürü öğrenci dolabı vardı. Laura onlara bakıyordu.
Bazılarının üstünde abartılı çıkartmalar vardı. Bazıları ise sade ve üstünde hiçbir şekilde çıkartma yoktu. Belkide kimseye ait olmayan dolaplardı. Yada bazı kişiler sade şeyleri seviyordu.
Herkes ayağı kalktı. Ve toparlanmaya başladı. Neredeyse artık üniversiteye geçiyorlardı ama hocalar sanki hala çocukmuşlar gibi sıra düzeni yapıyordu. Çok saçmaydı. Çocukluk dönemini atlattığını sanıyordu.
Belliki atlatamamışlardı. Ve ya hocaları gözünde öylelerdi. Ya da okul müdürünün. Ya da cumhurbaşkanıın. Ya da herhangi birinin değil. Her neyse işte. Orası çok önemli değildi.
Laura en öne oturdu. Alex tam arkasına. Flow Laura'nın sol tarafına oturdu. Ama aralarında Scarlett vardı. Maria Alex'in hemen yanındaydı. Alex'in etrafında hiç erkek yoktu.
Maria Alex'in Laura'ya baktığını fark etti. Sonra çocuğa vurdu. Alex şaşırmıştı. Saçları wolf cut şeklindeydi ama Maria sayesinde biraz bozuldu. Parlayan toprak rengi gözleriyle Maria'ya baktı. Sordu:
- Ne oldu?
- Y- yani dalmışsın uyandırdım. Seni uykucu!
- İnsanlar dalamaz mı?
- Neyse boşver ben kendi işime bakarım. Hıh.
- Tamam, öyle olsun o zaman.
Laura Flow'a seslenmeye çalışıyordu. Ama sıraları o kadar uzaktı ki zar zor duyuyorlardı:
- Bunlar kavga ediyor!
- Nee?
- Diyorum ki, arkamdaki şahıslar kavga ediyor!
- Duyamıyorum?
- Ne dedin?
- Ne?
- Az önce bir şey mi istedin?
- Sen bana küfür mü ettin? Küfür serbest mi?
- Ne halayı, ne diyosun?
- @&$! ananızı #*#*@ hepinizin &##&@&#* son olarak, f#/$ youuu!</p>
- (Hoca) Kim küfür ediyor? Çabuk söyleyin!
- Flow yapıyoo!
- (Flow) nE alaka hocam aaa. Ben hiç küfür edecek öğrenci miyim? Ben hiç öyle bir şey yapar mıyım?
Sıra düzenine dönersek, fena değildi. Tek kötü yanı Flow'a ulaşamamasıydı. Scarlett'ı çok tanımadığı için onun hakkında bir şey düşünmüyordü. Ama çok iyi gibi durmuyordu.
Öğle yemeği vakti gelmişti. Herkes yemekhaneye doğru gidiyordu. Flow ve Laura artık çok yakın arkadaşlardı. Hiç kimse ayıramazdı onları. Laura erkeklerle çok iyi anlaşamıyordu. Bu yüzden sevgili yapmayı hiç aklından geçirmedi.
Alex hariç. Bir ara sevgilisi olmayı istiyordu. Artık gram umrunda değildi. Yakışıklıydı belki ama ona karşı tüm duyguları yok olmuştu. Diğer kızlar ona yavşıyordu. Laura asla onlar gibi olmadı. O kadar gıcık tipleri kimse sevmezdi. Laura dahil. Muhtemelen Alex'de sevmiyordu.
Hiç bir erkek sevmez öyle tipleri. Araştırmadan görülebiliyordu zaten. Bir yandan da karnının gurultusunu duyuyordu. Bir an önce yemek yese iyi ederdi. Açlıktan ölmezdi gerçi. Aklına bir fikir geldi. Acaba burası hakkında merak attiklerini not alabilir miydi;
İşte bu, kesinlikle yapacaktı. Çok güzel olurdu hem. Aklındaki soru işaretleri yok olurdu. Neyseki yanında yeder bir defter ve kalem vardı. Bu defter artık onun soru defteriydi. Ve yazdı "Burada ölmek mümkün mü?" Mavi mürekkebin kuruması çok zaman almadı.
Tam yemeğini alırken düştü. Yerler daha yeni temizlendiği için kaygandı ve uyarı tabelasını görmemişti. Hemen yerden kalktı üstü başı hep yemek olmuştu. Flow Laura'nın önünü kapatmaya çalışıyordu.
Laura soyunma odasına koştu. Kabine girdi ama kabinde biri daha vardı. Laura fark etmeden üstünü çıkardı ve iç çamaşırları görünüyordü. Sapık, Laura'nın ağzını kapattı ve Laura bayıldı.
Flow Laura'yı bekliyordu. Bekledi ama öğle yemeği bittiği halde gelmedi. Flow dayanamayıp içeri girdi. Laura'nın kabinine baktığında orada yoktu. Yerde sarı bir sıvı, mavi küçük bir kumaş ve azıcık kan vardı. Flow bayılmamak için cürret etti.
Hemen oradan uzaklaştı ve direk müdüre koştu. Korkudan ne yaşadığını unuttu. Müdürün odasına vardığında neyseki hatırladı. Müdüre bildirdiğinde müdür çok tepki vermedi. Ama mutlaka araştıracağını söyledi. Ve mavi ceketini sildi.
💞Heyy! Aşk eğer okuduysan bir tane beğeniyi fazla görme! Senin için yazıyoruz💞💞(1 hafta beklettim, özür dilerim😅🥲 Ama buna değer bence miniklerim💗)
