#zalim etiketli eserler
Arama sonuçları
ŞEHİRLİ DAMAT
hayalrafya
İclal, Mardin'in köklü aşiretlerinden Meran ailesinin en büyük kızıdır. Çevresindekilerden farklı olarak; kurallara uymaktansa kendi kurallarını yazarak yaşamayı tercih etmiştir. Ancak bulunduğu coğrafyanın bedelini ödemek mecburiyetindedir. Berkay, Mardin'in bir başka isim yapmış aşireti olan Karaevrenler'dendir. Lise yıllarında ailesini bırakıp yurt dışına çıkmıştır. Kendini töreye göre değil, farklı kültürlerin farklı medeniyet anlayışlarına göre yetiştirmiştir. Ancak geride bıraktığını sandığı hayatı, ansızın, onu yeniden çağırır. Günlerden bir gün, aralarındaki kan davasını bitirmek isteyen Meran ve Karaevren aşiretleri kan berdeli yapmaya karar verir. Fakat planlamadıkları bir şey vardır: Berdeli gerçekleştirmek için töreye kurban vermeyi düşündükleri İclal ve Berkay, aykırı kişilikleriyle yıllardır süregelmiş olan formatı bozacaktır. "Bir varmış bir yokmuş diye başlar mutlu sonla biten masallar. Bizimki bir zamanlar diye başladı."
VİRAN
TÜLAY DEMİRKOL
Kızı odaya sokan adam , gözü dönmüş bir vahşilikle kızı odadaki yatağın üzerine attı. Bir taraftan üstünü çıkarırken bir taraftan da yatağa doğru gitmeye başladı. Kızın yataktan kalkmasını görüp hızla kızı tutup tekrar yatağa attı. Kızın ağlamalarını, yalvarmalarını aldırmayıp üzerine çıktı.Kızın kendini iteklemeye çalışmasına aldırış etmeden ona saldırmaya başladı. Kızın üzerindeki tişörtü çıkarmaya çalışan adam kızın çırpınmaları yüzünden bunu başaramayınca hırsla tişörtü ön kısımdan yarıya kadar yırtmıştı. Adamın son yaptığıyla çığlık atıp daha çok çırpınmaya başladı. Adamdan bu şekilde kurtulamayacağını anlayan kız bir süre durdu ,etrafında kendini koruyacak bir şey aramaya başladı. Adam kızın pes ettiğini düşünerek kadının bedeni üzerindeki iğrenç dokunuşlarına devam etti.Ne kadar üzerindeki adamdan tiksinse de kurtulmak için yol arıyordu. En son yatağın yanındaki gece lambasını buldu gözleri. Yaşadıkların dehşetiyle lambayı tuttuğu gibi adamın kafasına geçirdi. Bayılan adamla hızla yataktan kalkıp, nasıl bir halde olduğunu bile umursamadan kendini evden dışarı attı. Yalın ayak koşmaya başladı. dakikalarca koştu ve en sonunda kendini çalıştığı restoranda buldu. Hızla içeri girdi.Gizlenecek yer ararken kendine arkadan bir ses duymuştu.Giray’ın sesiydi bu.Onu arkasından tanıyamadığından seslenmişti genç adam. “Sen de kimsin ? Ne işin var burada? Sana diyor-” Arkasını dönen kızla neye uğradığını şaşırdı .Kaşları anında çatılmıştı.Kızın üzerini baştan aşağı incelemişti. Geçen her dakika siniri artıyordu. Konuşmadan bile bir insanı korkutabilecek bir potansiyel vardı şuan Giray da . İleriki bir bölümden kesit...
Gölgedeki Parıltılar
Görünmez Yazar
NOT: Wattpad Kullanıcı Adı: gorunmezz_yazar 💫 Külvarisi serisi #1 🪄 Güçlere sahip insanlar 👑 Zalim bir imparatorluk ⛓ Ölüme mahkum bir prenses ⚔ Devrim grubu ❤🩹 İhanet, dostluk ve enemies to lovers 💌 Found family Büyük Yıkım'dan etkilenmeyen tek yer olan Kızıl Alev krallığı, o günden sonra tüm dünyayı kontrol etmeye başladı. Yaptığı en önemli şey ise Büyük Yıkıma sebep olan güce sahip insanları öldürmek oldu. İnsanların kanında bu güç varken tek seferle onlardan kurtulmak elbette imkansızdı. Doğa eski hale dönüşürken yeni yaranan krallıklar artık imparatorluk olan Kızıl Alev'e savaş vermeye başladı, karşılık olarak imparatorluk zalim yollara el attı. Şimdi, 200 yıl sonra imparatorluğun emrine girmeyen birkaç krallıktan biri olan Lumidia da, krallığı zalim bir şekilde yönetiyor. İsyanları arttığı bir dönemde tehlikeli güçleri ortaya çıkan tahtın en geç varisi, ölüme mahkum edilir ve krallık tarafından eziyet gören aşağı sınıfa sığınır, hem de bir isyan grubuna... En fazla ne olabilir ki? © Her hakkı saklıdır
Zalim
Ahraz Ayd
Bir sonbahar akşamında, rüzgarın şarkısı eşliğinde çimenlerin üzerine uzanan Aras, yaşadığı stresten arınmıştı. Ancak geçmişteki zorlu anlar ve gizemlerle dolu günlerini düşünmekten kaçamıyordu. Babasının uçak kazasının ardından başlayan olaylar, Aras'nın hayatını derinden etkilemişti. Huzurlu geçen dakikalar, bir telefonun getirdiği önemli haberle sarsıldı.
Fetih Sanatları:Kanlı Kral
Burak Sabancılar
GİRİŞ Karanlığın dip köşelerinde, hıçkırık sesleri yavaş yavaş artıyordu.Ağlayan küçük bir kız çocuğuydu.Bir kaldırım taşına oturmuş öylece bekliyordu.Saçları gece kadar siyah, teni sanki beyazdan daha da akdı.Yüzünü kapatan siyah saçları ve gözlerinden akan damlaların saçlarından ince ince süzülmesi...Kız yavaş yavaş kafasını kaldırdı.Karşısında gördüğü kişi onu ürkütmüştü.Ona bakan kişi altın kadar sarı, parlak ve uzun saçlara sahip biriydi.Elinde ki meşalesiyle kıza doğru yöneldi.Kız ayağa kalktı, sinirlice… Gözlerinden gelen damlalar küçük yağmur taneleri gibi yere düşerken, kendisine şaşkınlıkla bakan bu adamı inceliyordu.Adam şaşkındı.Son derece mutsuz ve üzgün olan bu kızın yüzünü incelemek için yanına gitmek istediğinde kız elini ‘’dur.’’ diyormuş gibi havaya kaldırdı.Sonra yere bakan gözlerini kendisine odaklanmış adama doğru yöneltti.Adam ürktü.Ürkmemek mümkün değildi zaten.Kız gökyüzünden daha koyu, buzdan daha keskin gözleriyle saçlarının arasından adamı izlemeye başladı.O kadar ağlamıştı ki, gözünün gökyüzü mavisi renginin çevresine kan kadar kırmızı bir ton eklenmişti sanki.Adam yardım etmekle etmemek arasında kaldı.Ne yapabilirdi ki.Meşalesi hala elindeydi.Saçlarında parlayan ateş güzel bir görsel şölen sunuyordu sanki.Kızın dikkatini adamın saçları çekti.Dudaklarında acı bir gülümseme vardı.Kıpkırmızı dudakları, sanki dalga geçermiş gibi gülüyordu.Dik olan kaşları lanetli bir yaratıkmış gibi çatıldı.Birden acı gülümsemesi kayboldu.Saçlarını arka tarafa doğru elleriyle savurdu, sanki adama yüzünü göstermek istiyormuş gibi.Sonra siyah pelerinini savurup kafasına geçirdi, sanki başkalarının onu tanımamasını istermiş gibi. Kafasını iyice dikleştirip gözlerini kapattı, sanki uzaktan gelen bir müzik sesini dinliyormuş gibi.Bu garip davranışlarının hemen ardından ellerini göğsünün üzerinde avuç içleri birbirine bakacak şekilde birleştirdi.Aniden büyük bir rüzgar başladı her tarafta.Karlar savruluyordu.Adam neler olup bittiğini anlayamıyordu.Etrafına bakınmaya başladı, korku dolu gözlerle.Bakıyordu ama her yer o kadar beyazdı ki, sanki ateşi kardan olan bir cehennemmiş gibi.Göz alabildiğince beyaz buzdan bir deniz gibiydi sanki adamın etrafı.Yumuşak bir buz.Şaşkınlığına devam etti, anlam veremeden olan bitenlere.Bu kadar kısa bir sürede nasıl olabilirdi bu?Birileri onunla dalgamı geçiyordu?Yoksa yine o kabuslarından biriyle baş başa mı kalmıştı?Kabus olsaydı şu ana kadar uyanması gerekmez miydi?Belki de bu onun kontrol edemediği rüyalarından biriydi.Düşündüğü onca zamandan sonra kıza döndüğünde onun yine ağladığını fark etmişti fakat bu sefer ki öyle bir ağlama değildi.Göz yaşı yerine kan vardı.Kırmızı dudakları morarmıştı.Gözlerinin gökyüzü mavisi, gecenin kör karanlığı kadar siyahtı.Gözlerinde karanlık gökyüzünün tek bir yıldızının bile parıltısı kalmamıştı artık.Hafif bir hırıltı ve küçük şirin bir kızdan gelemeyecek şekilde olan kalın, kaba ve korkutucu bir sesle, ‘’Sen öldün.’’ dedi.Adam, korku ve panik dolu gözlerle kıza bakmaya devam ederken elindeki meşaleyi kıza doğru fırlattı.Küçük kız, meşale daha havadayken, üstünde yanan ateşi yok etti.Adam koşar adımlarla çocuktan uzaklaşmaya çalışırken, karşısında başka simsiyah gözlere sahip, gençten bir adamla karşılaştı.Aynı yüz ifadesi, aynı gözler, aynı çatık kaşlar…Adam hemen yolunu çevirip bu sefer çaprazdan kaçmaya karar vermişti ki, bu sefer de aynı ifadelere sahip başka bir tanesiyle karşı karşıya geldi.Bu şekilde devam ederken, etrafına bakındığında on farklı siyah gözlere sahip insan üstü yaratığın kendi etrafında çember oluşturduklarını ve onu tuzağa düşürdüklerini anladı.Düşünüyordu.Bunlar kim?Neden ona tuzak kurdular?Gerçekten onlar insan mıydı?İstedikleri neydi? Kafasında bu sorulara cevap ararken dizlerinin arkasından aldığı bir darbe ile yere yığıldı.Bunu yapanın, masum küçük bir kız sandığı lanetli pislikten başkası olmadığını fark etti.Etrafı sarılmıştı, kaçamazdı.Kurtulmanın bir yolu yoktu.Sanki ne kadar kaçmaya yeltense, o kadar çoğalıyorlardı.Gözlerini onlara dikti ve kendisini öldürmemeleri için yalvarmaya başladı.Damla damla yaşlar akıyordu gözlerinden.Sonrasında siyah gözlü, insan görünümüne sahip bu yaratıkların arkalarından, kan kadar kırmızı gözlere sahip, esmer teni ile düz, uzun, siyah saçları olan bir adam çıktı.Acımasız gülümsemesi sanki çok şey anlatmaya yetiyormuş gibi, büyük ve korkutucu bir kahkaha attı.Siyah giysisinin içerisinden gri tonlarında, sivri uçlu, demirden yapılmış uzunca bir cismi çıkardı.Kan kadar kırmızı gözleriyle korku salan bu iblis, sarı saçlı adamı saçlarından tutup yukarı doğru çekti ve elindeki bu cismi adamın kalbine sapladı.Adamın ağzından kanlar geliyor ve gözleri yavaş yavaş kırmızıya dönüyordu.Bir müddet yerde çırpındı, çok büyük acılar çekiyordu.En sonunda bedeni hareketsiz ve kanlar içerisinde cansız bir şekilde yerde yatıyordu.
Zalim Kraliçe
Handelendin
Bu krallıkta düzen var ama adalet yoktur. Kurallar kesindir, hatalar affedilmez. Ve sadakat... korkuyla ölçülür. Thtta oturan kadın ise bir kurtarıcı değil, o merhameti zayıflık sayan bir kraliçe. Gülerken bile hesap yapar susarken bile hükmeder. Sarayın duvarları ve çevresinde enrikalar büyürken, her bakış bir tehdit her bir söz bir oyuna dönüşür. Çünkü bu krallıkta güç verilmez, alınır. Ve o gücü sadece taşımıyor.... Yönetiyor. Entrika, kaos ve saray olayları seviyorsanız tam yerine geldiniz bir kötünün ağzından dinleyip okuyacaksınız!!!!

