#edebiyat etiketli eserler
Arama sonuçları
Altı Çizililer
Kami
Kitaplar içinde kimi anlarda takılıp kalırız. Okuduğumuz cümle bizi olduğumuz yerde tutar. Öylesine büyüleniriz ki tek kelime bile öteye geçemeyiz. İşte bu eser içinde altı çizilmiş cümlelerden bir dünyaya şahit olacaksınız.
AİDİYET - ADEN & DEVRİM
Ruyam
''Yıllardır beni görmeni bekliyorum.'' Bir eli çıplak sırtımdayken diğer eli bacağımı okşuyordu. Sıcak nefesi dudaklarıma vururken ifadesiz kalmak benim için çok zordu. İçimden yükselen duygularla ona teslim olmak istiyordum. ''Her zaman bir adım arkandaydım. Sadece bir kere... kafanı çevirseydin beni görürdün, Aden.'' Sesindeki muhtaçlık ona hiç yakışmıyordu. Herkes onun gücünden ve ne kadar yenilmez olduğundan bahsederken onun tek istediği bendim. Hem de yıllardır. Hislerini bilmediğimi ve onu görmediğimi düşünüyordu. Ne kadar yanıldığını ah bir bilse! ''Kokunu özledim.'' Kafası boynuma sokulurken bedenim istemsiz olarak titredi. Ben... daha önce bu hislerle hiç kuşatılmamıştım. Bedenim benden bağımsız hareket ediyordu. ''Devrim...'' Anında işaret parmağıyla dudaklarımın üzerini örttü. ''Şhhh,'' ''Bugün benim sıram, Aden Özkan.'' Hem aklımı başımdan alıyor hem de konuşmama izin vermiyordu. ''Ben Devrim Soypak, seni kendime alacağım.'' ''Hazırlan Aden, çok yakında gelinim olacaksın.''
Kürt Mantolu Madonna
Kami
Sabahattin Ali'nin en güzide eserlerinden birisi. Aşkın tek bir kadere bağlı olmadığının en hüzünlü örneği. Yıllarca her okurun kalbine dokundu. Şimdi sizin kalplerinize işlemek için renk renk tablolara büründü de geldi.
SEVDALIM
Gidiciyim_ben
Erkek karakter ağzından yazılacaktır Polat Araz & Nazlı Aksu.. Odaya girdiğimde kokusu burnuma doldu çiçek gibi kokuyor bu kadın. Üzerindeki nevresim bir yana saçları bir yana dağılmıştı belirgin karnı ise açıktı. Hissetmese bile üşümüştür kesin.. Ses çıkartmadan yanına yaklaşıp üzerini örttmeden önce elimi küçük Aysima'nın üzerinde gezdirdim.. Benim yanımdayken ikisininde korktuğunu hissediyorum hayla onlara güven vermemenin acısı büyük, aklı kalbi o adam'da her ne kadar karım olsada gerçekte onun karısı.. Benim sevdam ona göre küçük bana göre ise hayatımın tamamı.. ##### Not: Bir şey senin kaderinse senden başkasının olamaz. Aşkın enderininden gelen hikâye... Sevdalım Çalınması durumunda hukukî işlem uygulanacaktır. Argo konuşmalar vardır. Eserde smut sahneler yazılmamaktadır. Sahne devamı için açık sözler kullanır. Başlama tarihi: 15/06/2025 Bitiş: 30/10/2025 Eseri düzenleyemiyorum hata veriyor yanlışları mazur görün 🙃
LAVİNİA
Mel_reyh
"Lavinia" dedi. Anlamadığım için kaşlarımı kaldırıp, ay ışığında kusursuz görünen güzel yüzüne baktım. "Anlamadım?" Tekrar 'lavinia' dedi. Ve devam etti. "Ölüm çiçeği ... İçin ölüden farksız ama dış görünüşün bir çiçeği andıracak kadar güzel. Yanıltıcısın, tıpkı pembe açan bir çiçeğin çok güzel olup, aynı zamanda ölüm çiçeği olması gibi...
SONDAN BAŞA
N.A
"10. Gün bugün." Zorlanıyordu anlatmaya. "Sanki halatın bir ucu bende bir ucu ondaydı. Epey kalınca olan halat kopmazdı. Onun haberi yok tabii halatı kendine doğru çekiyor. Ucunda eşantiyon niyetine ben... Ama sonra bir anda ne oluyorsa halat ortadan kopuveriyor. Olacak şey değil. Hayret edilesi, ihtimal verilmeyen olaylar silsilesi... Ölüm gibi... Çektiği kuvvetle ip kopunca geriye doğru Karadeniz'in sularına karışıyor. Hiçbir şey yetmezmiş gibi bir de araya koca bir yük kamyonu giriyor. Elim kolum bağlı. Koşsam yetişemem. Uzansam tutamam. Tutsam kurtaramam sanki. Sonra aradan çekiliyor kamyon. Ama çok geç ortada ne halat var ne o. Karadeniz'in hırçın suları bile durulmuş. 10. Gündü bugün. Gidip geriye kalan 'on'ları isteyecektim ondan. Geç kaldım. Ondan geriye kalan küçük bir kır papatyası."
Kırık Düşler Defteri
Güneş Erdem
Küçük devler çakıl taşlarını avucuna alabildi. Fakat büyük devler elini almayı beceremedi, düşürüp durdular. ---- Bu hikayenin iki kişisi var sadece. İki kalp dünyaya dolar da taşar zaten. Bu hikayenin iki kişisinin isimleri yok. İsime ne gerek var sıfat belli etsin özünü yeter derler. Kırık Düşlü Kadın ve Düşlü Defterin Umudu... Onların birleştiren "Kırık Düşler Defteri" Kızın gözü oğlanı bir türlü görmeyince, oğlan da yüzüne karşı diyemeyince soğuk telefon ekranına sıcacık parmaklar dokunur. Oğlan biraz muzip tabii... Kızın kıymetli defterini çalar. Kız ketum tabii. İlla seni bulacağım der. Dünden kalmamış bugün de yer almamış bir saatte. Her 00.00'da Kırık Düşler Defterinden bir sayfayı kendileri için açarlar. Düşlerin kırık olması oğlanın umrunda değildir. Umudu vardır aşktan. Düşlü Defterin Umudu Bey oluverir aşkı için. Belki her şey olur da... Kırık düşler nasıl dilini bilmediği büyüyle tamir olur.
SON ALEV
lavinya taştan
Alin Akın'ın çocukluğunda ailesi vahşice öldürülmüştür ve Alin Akın ise intikam almak için büyüyünce ailesini öldüren kişileri bulur ve onlardan intikam almaya çalışırken nefretten aşk doğacağından habersizdir. "ben alin akın beni bekleyin çünkü yangın daha şimdi başlıyor"
Terzilerin Şebnem
gül Kntc
Askeri köy kurgusudur. Ağanın oğluyla geçmişten gelen sırla birbirper8ni seven iki genç. Onları bekleyen zorlu zamanlar. Bilinmeyen gerçekler acıtan yaralar . Şiveyle yazılmıştır. Erzurum şivesidir.
Yazar Rehberi
Kami
Yazmak istiyorsun ama nereden başlayacağını bilemiyor musun? Belki de bir süredir yazıyorsun ama daha ileriye gitmek, hikayelerini daha güçlü kılmak istiyorsun. Merak etme, bu rehber tam da bunun için var! Bu rehberde, öyküden romana, karakter yaratmadan özgün bir üslup bulmaya kadar ihtiyacın olan her şeyi bulacaksın. Düzenli yazma alışkanlığının gücünü keşfedecek, metinlerini "uykuya bırakmanın" neden önemli olduğunu öğreneceksin. Hatta "Bol okuyan daha iyi yazar mı?" gibi aklındaki sorulara da cevap bulacaksın. Kendi sesini bulmak, ilham almak ve yazarken tıkanırsan ne yapacağını bilmek... Hepsi burada. Eğer gerçekten yazmak istiyorsan, bu rehber sana yol arkadaşlığı yapacak. Çünkü unutma, her hikaye seninle başlar. Kalemini eline al, hayalindeki dünyayı kurmaya başla. Hadi, ilk cümleni yazmak için ne bekliyorsun? 😊 Unutma: Her büyük eser, yalnızca bir fikirle başlar. Peki, sen ne anlatmak istiyorsun?🌟
Anonim
Fat
Çalışkan, başarılı, pek çevresi olmayan asosyal kızımızın bir bildirimle değişen hayatı....
BAŞTAN AŞAĞIYA DÖKÜLEN CÜMLELER
Oğuzhan Dede
Gönül işlerinde başlangıç çok belirgindir aslında. Bir çikolata tanesi, bir kar tanesi, karın üstünde duran çikolata tanesi gibi belirgindir. Benimki de öyleydi. Aslında, ben bir çikolata kokusu, karşımdaki ise bir tanem. O gün ilk buluşmamızdı. Bir masada oturuyorduk. Ben sanki o gün endorfin salgılıyordum, çünkü onu gördüğümden beri bütün ağrılarım kesilmişti.
Şeytanın Vârisi
İrem
"Savaşı krallar başlatır, ölenler piyonlar olur." 21. Yüzyıl, felaketlerin yüzyılı... İnsanlar yakıp yıkma derdindeler. Yeni yuva arıyorlar, ama yuvalarını ararlarken ana yuvayı öldürüyorlar. Ormanlar yakılıyor, kesiliyor. Yeşillikler yok oluyor. Hava kirleniyor. Doğa Ana insanlardan intikam almak için salgın hastalıkları var ediyor. İnsanlar bilinçlenmek yerine doğayı öldürüyorlar. Ve yeni bir felaket, Ölüm Taşı ortadan ikiye ayrıldı. Dokuz Kuyruklu Tilkinin ruhu serbest. Tamamo-no-Mae'nin cesedi yer alan taş... Serbest kalan ruh, Vârisi Ateş Lorduna götürecek. "Karanlık Lord Vârisini alıcak!" Ateş, Su, Toprak, Hava, Hangisi en güçlü? Bence hepsi eşit. Ama onlara göre en güçlü Ateş... Ben kimim?! Ben Şeytanın Vârisi Oyuna getirilmiş bir Lordun Vârisi Aslında Ateş Lordu olan ama 'Karanlık Lord' denilen Lordun Vârisi Kendi dünyamdan kaçırılıp, Asgard denilen yere götürülen bir vâris, Anka kuşu beni çağırıyor. Onun yanına gitmek istemiyorum!
Amber Kokusu 1977
Gidiciyim_ben
" Boraa! ." Çırpındıkça dibe batıyordum sanki gözlerimin önünde alıp götürüyorlardı onu göz yaşlarım boynumu doldurduğunda dizlerimin üzerine düştüm.. " Bırakın onu yalvarıyorum bırakınn!!." Jandarma arabasına bindirdiklerinde gözleri gözlerimi buldu tüm sevgisini aşkını görüyordum bir kızgınlık vardı oda benim bu hale düşmemdi. " Sil gözündeki yaşı! Geri geleceğim Narin'im alacağım seni Şerefsizlerin elinden." Jandarmanın tüfeği karnına deyince geri çekildi.. ayağa kalktım alacaktı beni buradan.. " Gitmee!" Araba hareket ettiğinde parmaklarım tenimi yırtarcasına bastırdım. Kollarımdaki parmaklar gevşediğinde koştum nefesim kesilene kadar ayaklarım uyuşa kadar koştum.. ayağımdaki babetlerin çıktığını biliyorum ama umursayamadım.. "Kaç Narin'im!" dediğini anlamıyordum bildiğim tek şey onun gitmesi benim sonumdu.. " B..Bora..seni seviyorum .." ayağıma batan taşlara aldırmadım arabanın hızına aldırmadım gözlerime deyen kara gözlerdeki sevdayı takip ettim. Kalbim yerinden çıkıyordu sanki boğazıma oturan yumru git gide büyüyordu acım öylesine büyüktüki umudum zedeleniyordu.. Ayağımın altındaki dikenler ile ağladım sevdamın içinde yanıp kavrulurken nefesim kesildi dizlerimin üzerine düştüğümde göğsüme ağrıyordu konuşmak zorlaşıyordu.. " G..Gitme.." *** Kara sevdanın hikayesi..♡. 1977 yılında geçiyor hikâye argo konuşmalar vardır sadece. Çalınması ve taklit edilmesi halinde hukukî işlem uygulanacaktır. Başlangıç: 01. 12. 2025 Bitiş:

Yaz Çiçeğim
Gidiciyim_ben
Bu hikaye okumaktan vaz geçmediğimiz bir hikayedir. Kadın baş rol karakterimiz Nazz Kendi ile konuşan. Çenesinin kemiği olmayıp her saniye dudaklarını aralayan. Biraz sakar biraz hamarat olan ( şüpheli) Cilveli öz güvenli ama duygusallığa önem veren vaz geçemediği romantik film ve kitapları elinden bırakmayan.. hayata sadece mutlu olmak için gelmiş güzeller güzeli bir kadındır Naz. Veee tabi onun aksi olan, Hayatı siyah ve griden oluşan Her gün önemli toplantılara katılıp bir çok kişiyi emrinde çalıştıran.. Merhametin ne demek olduğunu bile bilmeyen . Kaba ,katı yakışıklı bir öküz.. Ateş Bazen sırıtarak bakacaksınız bazen sanki size söyleniyor gibi hissedip telefonu bir kaç saniye kapatıp kendinize gelmeye çalışacaksınız.. Yani bu hikâye hem klişe hem kalplerimizde bir taht edinecek .. *** Başlangıç: 07.04.2026 Hikâye tamamen benim hayal dünyamdan oluşur. Gerçeklikle bir alakası yoktur.. Çalınması veya taklit edilmesi durumunda hukuki süreç başlatılır.
Kendime Geldim Geleli
kayra ekin
Şiirlerde yaşayanlar; 7 sene boyunca içimden geçenleri sadece kağıda anlatabildim ve bu süreçte yazdığım şiirleri sizler için derledim. Kalbiniz aşkla dolsun...
Hare
Ravza
"Tanrı da yazmış, şair de; biri kaderi, diğeri kederi. Sen bilir misin hangi dilde yazılmış alın yazısı? Hangi dili konuşur müptela olmuş gözler?"
Kırık Kalplerin Ritmi
Kadir Kartakgül
Lise üçüncü sınıfa geçen Pars kendini hiçbir zaman eğitime uygun görmemiş ve sadece kendisine yetecek kadar derslere ve okula uyum sağlamıştır. Pars'ın içinde bulundu sıkıcı ve yalnız hayattan kurtaran iki yol vardır. Biri kitap ve çizgi roman okumak ki bunlar onun bir gün kendisininde bir yazar olup ortaya çok güzel eserler çıkarma düşüncesine sokmuştur. Bu hayal Pars'a çok güzel gelmişti.
Yahut'u ne?
Hümeyra Bağ
"Yaşamak, boşlukta süzülmekten ibaret. Boşluktayım, ama süzülemiyorum."
Yalnızlık Köprüsü
Kardelen
Topluma dahil olamayan, kendisinin yalnızlığını, işleri eline yüzüne bulaştırdığını ve tam bir hayal kırıklığı olduğunu düşünen itaminin kendi psikolojisini anlatan ve bunlarla başa çıkmaya çalışan bir gencin hikayesidir.
Kaza Altında Suçlar
Viper
Duru Özoğlu, on dokuz yaşında, annesiyle yaşayan genç bir kızdır. Genç bir kızdır fakat normal bir kız değildir. Duru Özoğlu'nun hayatına Melis Asen ile mazide kalmış insanların girmesiyle hayatı mahvolur. Binlerce sır, binlerce yalan, aşk, kan, intikam. İşte bu kitap Duru Özoğlu'nun hayatının değişmesinin kitabıdır. Onun acı çekişlerinin, psikolojisinin altüst oluşunun, katil oluşunun kitabıdır.
EFLÂTUN - Bir Şaman Öyküsü
Adil B.Öztürk
Selamlar. Yazdığım ilk roman olan Poe: Tanrıların Soyu adlı romanda yer alan bir karakterdi Eflâtun. O, cinlerle, ruh ve yaratıklarla savaşan bir şaman. Eşikardı denilen boyuttaki yoldaşı olan ayı ruhu ile başından geçen savaşları ve onun karanlık geçmişini anlatacağım bu romanda. Aslında henüz kitabın adı bile tam belli değil, o yüzden Eflâtun koydum. Beraber bir isim buluruz belki romana? Ha bu arada Eflâtun queer ve son derece neşeli bir şaman. ancak bu onun yeraltı dünyası Tamu'ya girip çıkmasına, Tamu tanrısı Erlik Han'a dua etmesine engel değil. Üstelik o sadece bir savaşçı da değil. aşkları ve arkadaşlıkları ile, dramlarıyla, trajedisiyle gerçek bir insan. Umarım bu romanı bolca okursunuz ve bir gün raflarda yerini alır.
ESKİ BİR YARANIN İZLERİ.
Deniz
"Bazı sırlar, gün ışığına çıkarsa sadece sahiplerini değil, onlara dokunan herkesi yakar." Astara’nın sakin sahilinde, dalgaların sesiyle huzur bulan Gül için hayat, kaleminden dökülen kelimelerden ibaretti. Ta ki, kasabanın üzerine gölge gibi düşen o yabancı, Mr. Darcy gelene kadar. Soğuk, kibirli ve gizemli... Kimse onun bu kasabaya neden geldiğini bilmiyordu. Ancak bir sahil akşamında, Darcy'nin düşürdüğü mühürlü bir zarf, her şeyi değiştirdi. Bu zarf sadece bir yabancının sırrını değil, Gül’ün ailesinin on yıllardır toprağa gömdüğü karanlık bir geçmişin anahtarını taşıyordu. Aradaki engeller aşılması imkansız bir duvar gibi yükselirken, Gül kalbi ile ailesinin onuru arasında bir seçim yapmak zorundaydı. Darcy, onu bu karanlıktan korumaya mı çalışıyordu, yoksa onu uçuruma sürükleyen kişi miydi? Bir yazarın merakı, bir yabancının sessizliği ve denizin sakladığı büyük bir günah. Gül ve Mr. Darcy, geçmişin hayaletleriyle yüzleşirken, aşkın tüm imkansızlıklara rağmen filizlenmesine izin
bir bağımlının güncesi
atakan
Parçalıyorum, kendimi parçalıyorum. Yok olmak umuduyla geriliyorum, düşüyorum. Bunu lirik cümlelerle süslememe gerek yok sanırım, derinlere karışıp, yok olmak istiyorum. Hiç var olmamış olmak. Yaşamanın ince çizgisi Ouroboros… Hayat, kendini parçalamanın sanatsal bir yolu. Çok ince bir dozu var bu olayın. Kendisiyle baş başa kalınca deliren insan, kendisini yadsıyabilmek için bir bağımlılığa ihtiyaç duyar. Herkes için farklıdır bu bağımlılık. Bazıları aşka, bazıları cinselliğe, bazıları spora, sigaraya, alkole, yazmaya, uyuşturucuya… Müptezel insanlık için sayabileceğinden daha fazla çeşit. Bunlar kendini yadsımanı sağlarken, yavaş yavaş içini parçalar. Kendini parçalamanın sanatsal bir yoludur yaşamak. Sonsuz acı dolu bir döngü. Tıpkı kendini yiyen yılan “Ouroboros” gibi…

