#hükümdarları etiketli eserler
Arama sonuçları
güçlü asistan aşkı
Sude Yıldız
'Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz 'daki karakterler olucak sadece ufak değişiklik olucak Ana karakterler Alpaslan çakırbeyli Sanem zorlu #alsa Konu Alpaslan ve sanem arasında geçen olaylar Acı ve aşk bir arada
SAHİPSİZ KALPLER MEZARLIĞI
gecenin karanlığında, ikimizden başka hiç kimse yoktu. Nefes alıp verişlerimiz, birbirine karışıyor , onun teninin kokusunu her rüzgar estiğinde daha net bir şekilde soluya biliyordum. Zehir yeşili gözlerini tehlikeli bir şekilde kısıp, yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Boğuk bir fısıltıyla "zehir." dedi. Etli koyu renk dudakları tekrar aralandı, ılık nefesini yüzüme doğru üfleyip, başladığı cümleyi tamamladı. "BURASI SAHİPSİZ KALPLER MEZARLIĞI, KALBİ OLAN KİMSE BURADA BARINAMAZ".
Seni Asla Bırakmam
Cemile Huseynzade
Karanlığa Hükmeden
İlayda Akçay
M.Ö. 700’lü yıllarda, vampirler karanlığın gölgesinde gizlenerek yaşamak zorundaydı. Kan açlıklarıyla kıvranıyor, yok olmanın eşiğinde bir yaşam sürüyorlardı. Özgürlükleri ellerinden alınmış, varlıklarını saklamak zorunda bırakılmışlardı. Ta ki kralın oğlu Markus, bu acı sona bir dur diyene kadar. Markus, vampir halkına seslendi. Onlara artık gizlenmeyeceklerini, insanlardan üstün olduklarını haykırdı. Bu çağrı, vampirler arasında büyük bir uyanış başlattı. Artık sabretmeyecek, diz çökmeyeceklerdi. Kısa sürede insanlar ve vampirler arasında kanlı bir savaş patlak verdi. İki taraf da ağır kayıplar verdi. Sonunda, daha fazla yıkımı önlemek amacıyla bir antlaşma yapıldı. Bu antlaşmaya göre, vampirler insanları öldürmeyecek, onların arasında birer insan gibi yaşayacaklardı. Yüzyıllar boyunca bu barış sürdü. Ta ki Alaric doğana kadar.
RHOSİN
Bet
Rhosin diyarı sonsuz baharın eşlik ettiği büyünün canlılara miras kaldığı gerçek üstü bir dünyadır. On büyük şeytanın zulmünden kurtulduğundan beri diyara huzur ve barış hükmetmektedir. 22 yaşındaki Helia Farewell babasının yasını tutarken bir yandan da annesinin giderek artan halüsinasyonları ile uğraşıyordur. Hayatının iplerini kendi eline almayı beklerken kaderinin başka bir diyarda yazılı olduğu gerçeği ile yüzleşmesine saniyeler kalmıştır. Diyarın en tehlikeli yadigarı ve en kanlı Cellat'ı yazgısında onu beklemektedir. Konuşan yansımalar, tehlikeli gölgeler, tutsak edilmiş şeytanların tohumları, sır tutan nehirler ve daha fazlası... Kurtarılmaya ihtiyacı olmayan bir evreni değiştiren bu yolculukta yok oluşa aralanan kapılara dikkat edin. Yansımalar yolunuzu aydınlatırken Cellatların kızıl gözleri üzerinizde, Hükümdarların gölgeleri zihninizde olacak. Ve sakın unutmayın, Rhosin'de yeterince kan döküldüğü sürece her şey mümkündür. ˚*・༓☾ ☽༓・*˚ • Düzenli bölüm gelmektedir. • Hikayede kendi oluşturduğum ırklar ve evren kullanılmıştır. (Ç)almayınız. • Başlangıç tarihi: 30 Ekim 2022 • Hikaye yetişkin temalar (cinsellik/argo/şiddet vb) içermektedir. Hikaye +18 bir kitleye hitap etmektedir.
Kroz & 22 Hükümdar
Deniz Arda
Merhaba okuyucu ben anlatıcı Deniz bu hikaye/roman'ın anlatıcısı olarak özetle ve kavramları anlatıcağım. Kısa özet: 9 Yaşındaki Bir Çocuğun Dünya barışını sağlamak için 22(21) Yüce Hükümdar ve yoldaşlarına karşı büyülü dünyada mücadelesidir. Uzun özet: 9 Yaşında olan kroz'un dünyadaki haksızlıkları görmesi 9 yaşında başlar.22 hükümdardan önce egittimi için uzun bir yolculuğa çıkarak yaptığı mücadelerin ve eğitimleri ile edindiği yok arkadaşları ile destekçileri ile karşılaştığı,Kadim krallar,kadim muhafızlar,kadim canavarlar,kutsal kilise,darkentime şövalyelerine karşı olmak üzere en sonunda her biri dahil olmak üzere 22(21) hükümdarın ast birlikleri ile olan efsanevi savaşıları. Dünya Bilgileri 2033 yılında dünyaya düşen bir meteor yüzünden dünya 22 kıtaya ayrılmıştır.meteorun yan etkisi olarak dünyada antik varlıklar ve sihirler ortaya çıkmıştır.Dünya 22 hükümdarın oy hakları ile beraber yönetilmektedir ve bu oylar ile herşeyi degiştirebilirler.
Fetih Sanatları:Kanlı Kral
Burak Sabancılar
GİRİŞ Karanlığın dip köşelerinde, hıçkırık sesleri yavaş yavaş artıyordu.Ağlayan küçük bir kız çocuğuydu.Bir kaldırım taşına oturmuş öylece bekliyordu.Saçları gece kadar siyah, teni sanki beyazdan daha da akdı.Yüzünü kapatan siyah saçları ve gözlerinden akan damlaların saçlarından ince ince süzülmesi...Kız yavaş yavaş kafasını kaldırdı.Karşısında gördüğü kişi onu ürkütmüştü.Ona bakan kişi altın kadar sarı, parlak ve uzun saçlara sahip biriydi.Elinde ki meşalesiyle kıza doğru yöneldi.Kız ayağa kalktı, sinirlice… Gözlerinden gelen damlalar küçük yağmur taneleri gibi yere düşerken, kendisine şaşkınlıkla bakan bu adamı inceliyordu.Adam şaşkındı.Son derece mutsuz ve üzgün olan bu kızın yüzünü incelemek için yanına gitmek istediğinde kız elini ‘’dur.’’ diyormuş gibi havaya kaldırdı.Sonra yere bakan gözlerini kendisine odaklanmış adama doğru yöneltti.Adam ürktü.Ürkmemek mümkün değildi zaten.Kız gökyüzünden daha koyu, buzdan daha keskin gözleriyle saçlarının arasından adamı izlemeye başladı.O kadar ağlamıştı ki, gözünün gökyüzü mavisi renginin çevresine kan kadar kırmızı bir ton eklenmişti sanki.Adam yardım etmekle etmemek arasında kaldı.Ne yapabilirdi ki.Meşalesi hala elindeydi.Saçlarında parlayan ateş güzel bir görsel şölen sunuyordu sanki.Kızın dikkatini adamın saçları çekti.Dudaklarında acı bir gülümseme vardı.Kıpkırmızı dudakları, sanki dalga geçermiş gibi gülüyordu.Dik olan kaşları lanetli bir yaratıkmış gibi çatıldı.Birden acı gülümsemesi kayboldu.Saçlarını arka tarafa doğru elleriyle savurdu, sanki adama yüzünü göstermek istiyormuş gibi.Sonra siyah pelerinini savurup kafasına geçirdi, sanki başkalarının onu tanımamasını istermiş gibi. Kafasını iyice dikleştirip gözlerini kapattı, sanki uzaktan gelen bir müzik sesini dinliyormuş gibi.Bu garip davranışlarının hemen ardından ellerini göğsünün üzerinde avuç içleri birbirine bakacak şekilde birleştirdi.Aniden büyük bir rüzgar başladı her tarafta.Karlar savruluyordu.Adam neler olup bittiğini anlayamıyordu.Etrafına bakınmaya başladı, korku dolu gözlerle.Bakıyordu ama her yer o kadar beyazdı ki, sanki ateşi kardan olan bir cehennemmiş gibi.Göz alabildiğince beyaz buzdan bir deniz gibiydi sanki adamın etrafı.Yumuşak bir buz.Şaşkınlığına devam etti, anlam veremeden olan bitenlere.Bu kadar kısa bir sürede nasıl olabilirdi bu?Birileri onunla dalgamı geçiyordu?Yoksa yine o kabuslarından biriyle baş başa mı kalmıştı?Kabus olsaydı şu ana kadar uyanması gerekmez miydi?Belki de bu onun kontrol edemediği rüyalarından biriydi.Düşündüğü onca zamandan sonra kıza döndüğünde onun yine ağladığını fark etmişti fakat bu sefer ki öyle bir ağlama değildi.Göz yaşı yerine kan vardı.Kırmızı dudakları morarmıştı.Gözlerinin gökyüzü mavisi, gecenin kör karanlığı kadar siyahtı.Gözlerinde karanlık gökyüzünün tek bir yıldızının bile parıltısı kalmamıştı artık.Hafif bir hırıltı ve küçük şirin bir kızdan gelemeyecek şekilde olan kalın, kaba ve korkutucu bir sesle, ‘’Sen öldün.’’ dedi.Adam, korku ve panik dolu gözlerle kıza bakmaya devam ederken elindeki meşaleyi kıza doğru fırlattı.Küçük kız, meşale daha havadayken, üstünde yanan ateşi yok etti.Adam koşar adımlarla çocuktan uzaklaşmaya çalışırken, karşısında başka simsiyah gözlere sahip, gençten bir adamla karşılaştı.Aynı yüz ifadesi, aynı gözler, aynı çatık kaşlar…Adam hemen yolunu çevirip bu sefer çaprazdan kaçmaya karar vermişti ki, bu sefer de aynı ifadelere sahip başka bir tanesiyle karşı karşıya geldi.Bu şekilde devam ederken, etrafına bakındığında on farklı siyah gözlere sahip insan üstü yaratığın kendi etrafında çember oluşturduklarını ve onu tuzağa düşürdüklerini anladı.Düşünüyordu.Bunlar kim?Neden ona tuzak kurdular?Gerçekten onlar insan mıydı?İstedikleri neydi? Kafasında bu sorulara cevap ararken dizlerinin arkasından aldığı bir darbe ile yere yığıldı.Bunu yapanın, masum küçük bir kız sandığı lanetli pislikten başkası olmadığını fark etti.Etrafı sarılmıştı, kaçamazdı.Kurtulmanın bir yolu yoktu.Sanki ne kadar kaçmaya yeltense, o kadar çoğalıyorlardı.Gözlerini onlara dikti ve kendisini öldürmemeleri için yalvarmaya başladı.Damla damla yaşlar akıyordu gözlerinden.Sonrasında siyah gözlü, insan görünümüne sahip bu yaratıkların arkalarından, kan kadar kırmızı gözlere sahip, esmer teni ile düz, uzun, siyah saçları olan bir adam çıktı.Acımasız gülümsemesi sanki çok şey anlatmaya yetiyormuş gibi, büyük ve korkutucu bir kahkaha attı.Siyah giysisinin içerisinden gri tonlarında, sivri uçlu, demirden yapılmış uzunca bir cismi çıkardı.Kan kadar kırmızı gözleriyle korku salan bu iblis, sarı saçlı adamı saçlarından tutup yukarı doğru çekti ve elindeki bu cismi adamın kalbine sapladı.Adamın ağzından kanlar geliyor ve gözleri yavaş yavaş kırmızıya dönüyordu.Bir müddet yerde çırpındı, çok büyük acılar çekiyordu.En sonunda bedeni hareketsiz ve kanlar içerisinde cansız bir şekilde yerde yatıyordu.
Devr-ül Mevt
Denef
.
Hükümdarın Gözyaşları
eijin
İlk defa yazmaya çalıştığım bu hikaye; Ana karakterimiz gezgin olan Rinji'nin kendi kimliği için arayışa çıkarken karşılaştığı farklı medeniyet, hükümdarlar ve gerçekler ile ilgilidir. Rinji'nin bu minik gezisinde kendisine eşlik eden iki arkadaşı Enkai ve Abigail... ah ayrıca Rinji'nin tabiriyle 'fazlalık' olan Esthai, biraz da olsun bu gezide öğrenecekleri gerçeklere tanık olacaklardır...
Sönük yıldızlar
Eylül yağmur Küçük
Biri iyiliğin herseyin başlangıcıyken, diğeri bir onkadar kötü herseyin sonu olmakla itham ediliyordu. İkizlerin bu zorlu savaşında ve macerasında onları neler bekliyordu.

