#Fatih'in etiketli eserler
Arama sonuçları
Tuval | Texting
Eylül
Dil okuyan biri olarak iki ders matematiğe bile katlanamıyordum ve derlede alakam yoktu sadece yatıp uyumaya geliyordum bu okula galiba.. Öğlen arası olmuştu ben sırama kafayı koymuş yatarken, birinin beni deprem oluyormuşçasına sallamasıyla ağzıma geleni söyleyip kalktım. "Ne oluyor be!?" Diye sordum Fatih'e. "Kantine gider misin lütfen? yoksa canım arkadaşın aç kalıcak." Fatih'in kalabalık ortamlara zorunda olmadığı sürecce girmediğini göz önünde bulup elindeki parayı aldım. "Ne alıyım?" "Bi döner alsan çok makbule geçer." "Tamam..."
Fetih 1453
Erdem
OSMANLI İMPARATORLUĞU NUN 7. PADİŞAHI FATİH SULTAN MEHMET HANIN İSTANBULU NASIL FETH ETTİĞİ KALEME DÖKÜLMÜŞTÜR
Saray'daki Lale
Kai Co Cutie
"Sarayı'daki Lale : Edirne Sarayında yaşayan Lale Hatun'un Hikayesi" Sene 1444 Osmanlı İmparatorluğu'nun altın çağında, Edirne Sarayı'nın ihtişamlı koridorlarında, sıradışı bir kadının hikayesi yatıyor.
Baldiback hikayesi
Hako16
Fatih ve sosislinin aşkı
Eleştirim
TimeVista
Bu kitabın her bölümünde bir takım konuların uzun uzadıya eleştirilerini yapacağım.İyi okumalar... (◍•ᴗ•◍)✧*。
Masallar Kadar Güzel
Bozkırın Esintisi
Fatih ve İclal daha küçükken anne babalarıni kaybettikten sonra hayata birlikte tutunmuş iki kardeştir. Terörle mücadele polisi olan Fatih'in emniyette çok sevdiği ve kardeşi kadar yakın gördüğü İstihbarat polis memuru Yusuf'un hayatı İclal'in Bursa'ya öğretmen olarak atanmasıyla farklı bir seyir alır... Okul öncesi öğretmeni olan İclal hayatında aşkı bitirmişken Yusuf'un ona olan davranışlarıyla kalbinde aşk tohumları yeniden yeşermeye başlar... Aşk insana en yapmam dediği şeyleri yaptırır... ♡♡♡
Sosisli misin çünkü çoq guzelsin
fatihhaniminsosislisi3131
O mu SOSİSLİ mi? Seçmesi çok zor bir soruydu ama kararırımı verdim... (Devamı hikayede ucube maymunlar)
Konstantinopolis
PARA HAYATTIR
**Konstantinopolis, 1452** Yıl 1452'ydi ve Osmanlı İmparatorluğu'nun gözü Konstantinopolis üzerindeydi. Şehir, Batı ve Doğu'nun kesişim noktasıydı ve Bizans İmparatorluğu'nun son kalesiydi. İçerisinde, büyük surların ardında, bin yıllık bir tarih gizliydi. Genç bir Bizans subayı olan Aleksios, şehrin kaderini değiştirebilecek bir sırrı taşıyordu. Babasından kalma bir harita, Bizans İmparatorluğu'nun kayıp hazinelerinin yerini işaret ediyordu. Ancak haritanın peşinde olan tek kişi o değildi. Osmanlı Sultanı II. Mehmet de bu hazinenin peşindeydi, çünkü hazinenin şehri ele geçirmek için gereken son anahtar olduğuna inanıyordu. Aleksios, gizemli haritayı çözmeye çalışırken, Bizans'ın kâhinlerinden biri olan Anna'nın yardımına ihtiyaç duydu. Anna, hem kehanetleri hem de bilgelikleriyle tanınan, ancak sırlarla dolu bir kadındı. İkili, haritayı çözmek için zamanla yarışırken, şehirdeki gerilim de giderek artıyordu. Osmanlı ordusu her geçen gün daha da yaklaşıyor, Bizans halkı ise umutla ve korkuyla doluyordu. Anna, Aleksios'a dönerek, "Bu haritanın sırrını çözersek, şehrimizi kurtarabiliriz. Ama bu yol tehlikelerle dolu, dikkatli olmalıyız," dedi. Aleksios, "Ne pahasına olursa olsun, şehrimizi savunacağız. Babam bu haritayı bana güvenerek verdi, onu hayal kırıklığına uğratmayacağım," diye yanıtladı. İkili, haritanın işaret ettiği ilk noktaya doğru yola çıktılar. Şehrin en eski kütüphanesine doğru ilerlerken, tarihin derinliklerine gömülü bir sır onları bekliyordu. Bu sır, sadece Konstantinopolis'in değil, tüm dünyanın kaderini değiştirebilirdi. ---
İSTANBUL KIRMIZISI
Yagmur Sena Kaya
Bazen, savaşmak yerine yenilmek gerekir. Sadece huzurlu kalabilmek için. Nefesimi içime çekip suya daldım. Derine, en derine. Pes ettiğim sırada tekrar su üstüne çıkmak istedim. Biri ayaklarımdan tutup beni suyun en dibine çekmeye başladı. Nefes alamıyordum. Gözlerim yanıyor, kulaklarım çınlıyor, görüşüm bulanıklaşıyordu. Kendimi zorlayıp gözlerimi araladım. Son göreceğim insan, katilim olsun istedim. Yavaşça araladığım gözlerimi, önümdeki hırslı, hayattan nötrleşmiş adama diktim. Biraz daha çabalayıp iyice yanına sokuldum. Ellerimle yüzünü tuttum. Yeşil gözleri adeta ormandan farksızdı. +18 içerikler bulunmaktadır. Fiziksel, psikolojik şiddet ve argo içeriklidir. Hoşlanmayanlar okumasınlar lütfen!!!
Osmanlı tokadı
Vahşi kelebek
Herşey 2013 yılının mayıs ayında 15 yıldır dönüp yüzüne bakmadığım bu imarethane altında 500 yıldır beni ve arkadaşlarımı bekleyen karagâh'a girmem ile başladı. Arkadaşlarım onları tanıyorsunuz profesör Şemsettin AK, Zeynep ve 1453'den bugüne gönderilen iki yeni çeri Doğan ve Şahin beyler. Tamda fermanda buyrulduğu gibi beşi beşledik ve vazifeyi devraldık. Vazifemiz İstanbul'u karanlığa gömmek isteyen İskender ve adamları ile gece gündüz gaza etmekti. Onlara göz açtırmamaktı. Bu çetin bir davranıştı. Düşmanımız bizden çok maddiyat olarak zengin, ruh olarak merhametsiz di. İşimiz zordu evet. Ama biz zafere inandık ve asla dönüp geriye bakmamaya söz verdik. Adalet ve huzuru İstanbul sokaklarında yeniden tanışacak. Zalimin tekerine hızla çomak sokmaya başladık. Suratına öyle bir tokat aş ettik ki ismimiz "OSMANLI TOKADI" 'na çıktı. Ben Fatih ikinci 1453 yılından bu zamana kadar beklenen sultan benim. Şemsettin hocanın öğrencisi Zeynep de benim gibi oda sultan ama o benim eşim bizim kaderimiz 1453'den beri yazılmış.

