#Distopya etiketli eserler
Arama sonuçları
Prenses Milora 1: Kralların Savaşı
Merve Pınar Kılıç
4. Dünya Savaşı’nın ardından ayakta kalabilen yedi krallık, bir barış antlaşmasıyla savaşı bitirmiş olsalar da içlerindeki kini ve nefreti hiç söndüremedi. Yüzlerde sahte gülümsemeler, ruhlarda saf nefretler ve o ortak arzu: Dünyanın tamamına sahip olabilmek… 208 ülkeden yalnızca yedi krallık ayakta kalabildiyse bu sayının teke inmesi imkânsız değildi. Yine de 113 yıldır yedi krallığın hepsi, “dünya savaşlarının beşincisini başlatan krallık” unvanını almaktan kaçındı. Bunun yerine erkek çocuklarını yetiştirdiler, birbirleriyle savaştırdılar ve düellonun ödülünü aldılar. Yirmi beş yılda bir düzenlenen Medeniyetler Arası Barış Düellosunu kazanan ülke, dünyayla ilgili temel kararlar alınan heyetin başkanı oluyordu ki bu günümüz şartlarında dünyaya hükmetmeye çok yakın olmak demekti. Tarih 2160’ı gösterdi, Beşinci Medeniyetler Arası Barış Düellosunun vakti geldi… Böylesi önemli bir yılda Elvis Krallığının büyük bir sorunu vardı; düelloya katılabilecek yaşta erkek vârise sahip olmamak.
Trimorphis: Hekate
York
Son bitiş mi gerçekten? Yoksa her şeyi en baştan yazabilir miyiz? Mesela ellerimizden kayıp giden hayatı tutabilir miyiz? Kaybettiğimiz aşkları; Kaybettiğimiz benliğimizi; Kaçışımız için kaybettiğimiz yılları; Kaybettiğimiz ailemizi; Bir hiç uğruna giden hayallerimizi ; Elimizden alınan doğuştan hakkımız olan şeyleri; Çocukluğumuzu, sağlığımızı ve güzel oyunlarımızı; Sadakati? Bunları tekrar yazabilir miyiz yoksa suyun akıntısına göre mi gideceğiz? ... Ay Döngüsü üçlemesinin ilk kitabıdır.
Melodilerin Öyküsü
Duygu Korkmaz
Daha önce hiç dinlediğiniz bir şarkının neler anlatmak istediğini düşündünüz mü? Müziğin sadece sesten ve şarkı sözlerinden ibaret olmadığını, her bir şarkının ardında gizlenen anlamların olduğu ve kişiden kişiye farklı bir pelerine büründüğü bir dünyada yaşıyoruz ve çoğunlukla o derin anlamları es geçiyoruz. Bu kitap kısaca algılarımızın ötesine bir davet. Müziğin bambaşka tarafını gösteriyor. Şarkılar da bir nevi öykü taşıyıcılarıdır; geçmişten günümüze müzik, insanların anlatılarını destekleyen ve kulağa hitap ederek duyguların coşmasına neden olan, böylece olayları daha etkileyici bir hale sokarak öykünün işlevselliğini arttıran bir araçtır. Destanlar sazlar eşliğinde okunur, çocuklar şarkılarla ve masallarla uyutulur, insanların eğlencelerine ve hüzünlerine katılır müzik ve öykü. Bizi bize hatırlatır, bize biz olmayı öğretirler. Her türkünün anlatılagelen ama bazılarımızın hiç de merak etmeden öylesine dinlediğimiz hikayeleri olduğunu anımsayın. Melodilerin Öyküsü, sizleri müziğin eşlik ettiği, daha önce hiç deneyimlemediğiniz bir yolculuğa çıkarmayı vaat ediyor. Tadını çıkarın.
Metal Kalp
İdil Ares
Ben Michelle. Michelle Howell. Bozuk bir kod yüzünden tüm şehri birbirine katan ve başına ödül konan bir cyborgum. Ne kadar şiirsel ve dokunaklı değil mi? Onların yaptığı kötülüklere karşı kör, sağır ve dilsiz kalamadığım; yerimden kalkıp bağırdığım, direndiğim için hakkımda infaz emri çıktı. Kodum tamamen silinecek ve boş bir kukla haline getirileceğim... ...Başıma ödül konuldu, çünkü haksızlığa sessiz kalamadım.... Zaten onlar için en büyük günah da bu değil midir? Ellerinde koca bir hükümeti kontrol etme güçleri var ve bir "kodu bozuk" ortaya çıkıp her şeyi mahvetmek istiyor... ---Aklı olan kimse buna izin vermezdi.---
Harp Okulu
hlnkzlbga
Burası sırlarla dolu büyük bir Harp okulu... İnsanların büyük bir çoğunluğu, destek verdiği ve umut bağladığı birçok hayati konulara; örgüt, kurum, patron veya sıradan bir insana hiç sorgusuz inanmakta, hizmet etmekte ve desteklemekte. Fakat en önemlisi de onlar tarafından kısıtlanmakta! " Yeni Dünya düzeni teorisini gerçekleştirmek için her milletten topladığı öğrencilere eğitim veren okul yeni arkadaşlıklara ve yeni mücadelelere kapı açmıştır. " . Duyguları aktarmam ve hissetmeniz dileğiyle! ♡ UMUTSUZLUĞUN İÇİNDEKİ UMUT! +16 ( Detaylı ve yoğun olmasada üstü kapalı savaş unsurları içerdiği için bu yaş sınırı yeterli olacağını düşünüyorum)
Karanlığın şövalyesi
Gise
"Dönem,bir kalıba girme dönemiydi, prenses sadece prenses,sıradan ise sadece sıradan idi ama intikamıyla beslenen bir kız o kalıba giremezdi...." Bir kızın,intikamla harmanlanan savaşma duygusunu ateş bile yok edemez....
Günasrı
Şara
Değişmen gerekiyor, Kara Yılan. Bak herkes seni öldürüyor. Elin silah tutmazsa elenirsin, öldürmezsen ölürsün, kazanmazsan kaybetmekten daha da fazlasını kaybedersin. Burası Günasrı. Bir günah kazanı.
OUTLINE
Yağmur Öztürk
Outline, 22. yüzyılın başlarında özgürlük ve tek devlet inancıyla başlayıp sonucu çok farklı noktalara ulaşan bir savaşta (ki adı ironik bir şekilde Great War olarak anılır) barış isteyen güçsüz toplulukları kurtarıp, onları güvenli bölgelere ulaştırmayı amaçlayan bir ekibi anlatır. Savaş sonunda oluşan çeteleşme ve sınıf ayrımı nedeniyle güç tüm dünyada yeni yönetim şekli haline gelmiştir. Ama bazı güçlü toplumlar gücünü savaş ve yıkım yerine barış için kullanmayı seçmiştir.
Aden
Öznur
Baskıcı yönetim anlayışıyla yönetilen bir ülke ve aydın zihinler yetiştirerek yeni bir çağ açmak isteyen bilim kurulunun hayata geçirdiği ortak "ADEN" projesi. Süre gelmiş sistemlerden sıyrılarak özgün ve yenilikçi politikası ile devrimsel bir eğitim sürecine sahip bu yeni projenin ilk adayları ve onların şahit olduğu benzersiz okul hayatı.
Distopya
Feyzan
Hayat bakış açılarına göre iyinin ve kötünün değiştiği bir olay örgüsüdür.Her tercihin bir sonucu vardır önemli olan bu sonuca ne kadar hazır olduğumuzdur.Hayat her zaman bizi bu ikilemlerle bir döngünün içinde yaşatıyor ve şu gerçeği su yüzüne çıkarıyor.Yaşananlarda kimse masum değil özellikle de kötülüğe sessiz kalanlar... Bu hikayeyi okuyan herkese ithaf ediyorum iyi okumalar :)

Yer Altı Esrarları
𝕖𝕝𝕞𝕒 𝕓𝕚𝕝𝕚𝕔𝕒𝕟
Şimdiki zamanın yüzlerce yıl ötesinde, sınırlarımızın ardındaki bir zamanda birtakım olaylar dönüyor. III. ve IV. Dünya Savaşı sonrası yeryüzü tahrip edilmiş bir hâlde. İnsanlar yer altı sığınaklarında yeni bir hayat kurmuş ve kısmen de olsa mutlular. Kendi düzenlerini kurmuşlar, kendi birimlerini oluşturmuşlar, kendi hayatlarını yaşıyorlar... Ama doğru bildikleri yanlışlarla fena hâlde kandırılıyorlar. 47, bu yüz binlerce insandan sadece biri... Maddi durumu çok iyi olmasa bile o mutlu. Yani en azından mutluydu... Ama günün birinde iyilikseverliği başına çok büyük dertler açıyor. Sadece tek günde en temel suçlardan birini işlemiş bulunuyor ve o tek günde kendi düzenini altüst etmekle kalmıyor, bir Dünya düzenini de alaşağı etme eyleminin geri sayımını başlatıyor. Kullanılması kesinlikle yasaklanan robotlar, Uranüs ile ticaret, radyoaktiviteyle çıkmış Sarı Damar hastalığı derken bir de mutantlar... Dünya büyük tehditler altında ve gönülsüz kahramanlardan medet ummaktan başka çare de yok.
Sessiz Çığlık
imparator
"Susturulmuş bir hikâyenin izlerini ararken, her cevap yeni bir soru doğurur." Cem, sıradan bir lise son sınıf öğrencisiydi; ta ki okulun ilk günü, defterinin arasında bulduğu bir yardım talebi, kimsenin bilmediği karanlık kapıları aralayana kadar. Lisenin son senesi, hayatının en çalkantılı yılı olacak; sınıfın sessizliğiyle etrafına duvar ören kızı Nihal Ece’yi de içine alarak, her şeyi daha karmaşık bir hale getirecek, derinlere inildikçe içinden çıkılamaz bir labirente dönüşecekti. Cem ve Nihal Ece’nin karanlık yolculuğunda gerçeklik bükülür, zaman daralır, ruhlarına binen yük her geçen saniye artar. Sessizliğin içindeki çığlığı duymaya başlayan ikili, kendilerini hakikatini bilmek istemeyecekleri bir oyunun içinde bulurlar.
AYKIRI'NIN İKİZLERİ
Nir
İnsanların baskısından yılmış büyü güçleri olan Odimiyus halkı, küresel bir katliam gerçekleştirir. Bunun üzerine iki görüş ortaya çıkar. Siyahlılar masum mu diye bakmaksızın tüm Odimiyusları cezalandırmak isterken Beyazlılar, onlara haklarını verip savaş suçlularıyla bile barış imzalama peşindedir. Toplumdan dışlanan ve Aykırı olarak da anılan Griler ise suçluları cezalandırıp masumlarla barış içinde yaşamak istemektedir. Ana karakterlerimiz Beyza ve Karan Gri bir ailede doğmalarına rağmen ajan olarak düşman görüşlerin karargâhlarına sızacak, bir yandan kendi aralarındaki sorunlarla boğuşurken bir yandan da bu karargâhlarda dönen oyunları çözmeye çalışıp sessiz bir devrimin ilk adımlarını atacaktır. TW: ayrımcılık, şiddet, yaralanma, kan, intih*r, aşırı doz, savaş, kusma, ölüm... Bu kitap hiçbir şekilde kopyalanamaz, çalınamaz. Tüm kişi, olay ve kurumlar hayal ürünüdür.
Nefes Alan Hapishane
Fatma A. Akgül
*İlk kitap tamamlanmıştır!* Tam karşısındaki dolunayın ısı içermeyen ışıkları, yeşil gözlerinde raks ediyordu. Kahveye çalan saçları gece esintisinin okşayıcı müziğinde oynaşıp duruyor, arada bir arkasındaki siyah kot pantolonla örtülmüş iki uzun bacağa temas ediyordu. Gözlerini kapattı ve içinde bulunduğu gerçekliği hafızasına nakış nakış çizmek istedi: dolunayı, karanlığın lacivertimsi rengini, yaprakların hafif rüzgârdaki dansını, burnuna gelen toz kokusunu... Toz kokusu? İşte bu, az önceki göz alıcı manzaraya dâhil olmayan bir detaydı. Yüreğini titreten, toprağın bilinçli bir şekilde hüküm sürdüğü çağa rağmen onu güvende hissettiren bir detay! Hemen gözlerini açtı ve etrafına bakındı. "Arkandayım." diye duyduğu sesle birlikte Merva'nın aniden pompalanan kanı, yüzüne sıçradı. Yakıcı yanakları, büründüğü kırmızı rengi en can alıcı güzelliğiyle sezdiriyordu.
SPØİLER
Ailen
Spoiler - Konu Özeti Bir sabah dünyadaki herkes telefonuna aynı bildirimi alır. "Nasıl öleceğini biliyorsun." Ancak bildirimin en korkunç yanı, ölümün ne zaman gerçekleşeceğini söylememesidir. İnsanlar artık kaderlerinden kaçmaya çalışırken hayat tamamen değişir. Kimileri evden çıkmaz, kimileri delicesine yaşamaya başlar, kimileri ise kendi ölümünü engellemeye çalışırken daha büyük felaketlere sürüklenir. Ana karakter ise herkesten farklı bir bildirim alır: "24 saatin kaldı. Katilin sensin." Fakat kendini öldürmeye hiç niyeti yoktur. Önünde yalnızca 24 saat vardır. Bu süre içinde hem kendisini öldürecek kişinin kim olduğunu hem de bu gizemli bildirimlerin kaynağını bulmaya çalışır. Her ipucu onu daha büyük bir komplonun içine çeker ve zaman daraldıkça gerçek ile kader arasındaki çizgi silinmeye başlar. Sonunda ana karakter, asıl düşmanının sandığı kişi olmadığını ve "katilin sensin" cümlesinin beklediğinden çok daha farklı bir anlam taşıdığını keşfeder. Spoiler, kader, özgür
Zombi Felaketi: 10 Kişi Olarak Mı Sayılıyorum?
Canberk Tuncer
Yıl 2049. Gelecek falan gelmedi, dünya bir gecede küresel bir bilgisayar oyununa döndü. Gökyüzünde o lanet uyarı belirdiğinde masadaki dokuz aile üyem gözlerinden taşan mavi ışıklarla patladı ve uyandığımda kafamın içinde duygusuz bir ses yankılandı: “Bir Zombi Öldürdünüz! Seviye Atladınız.” Askeri üslerin çöktüğü, doğanın çıldırdığı ve en kötüsü zombilerin bile seviye atlayıp bizi avladığı bu yeni çağda, elimde metal bir beyzbol sopasıyla kalakaldım. Adım William. Birkaç gün önce diş hekimliği öğrencisiyim diyordum, şimdi ise hayatta kalmak için o lanet sistemi kullanıp seviye kasmaktan başka çarem yok. Lütfen yorum yapmayı unutmayın, özellikle yazım hatası gördünüz bir kısım, paragraf varsa satır arası yorum olarak belirtin, ben de düzeltmek için elimden geleni yapayım. Bölüm Sıklığı : Günde 2 bölüm.
Homo Syntheticus
muhammed esat bucak
İnsanlığın Son Günü Dünya Sağlık Birliği'nin kayıtlarına göre insan türü 17 Eylül 2089 tarihinde resmen değişti. Tarih kitapları bu günü "İkinci Evrim" olarak yazacaktı. Ben ise o günü farklı hatırlıyorum. Çünkü her şey benim laboratuvarımda başladı. Benim adım Victor Kane. Ve insanlığın yaptığı en büyük hatanın mimarı benim.
MAVİ UZAKLAR
Beyza Özaydın
Burası Varna. Özgürlük yok. Çünkü ihtiyaç da yok. Hafızan tertemiz. Gözlerin açık. Çipin çalışıyor. Ve sen... güvendesin. Eğer hatırlamıyorsan. Bir virüs dünyayı diz çöktürdü. Bir aşı insanlığı susturdu. Ve yeni sistem, DGK, düşünmeyi suç, şüpheyi ihanete dönüştürdü. Salgının gölgesinde doğan çocuklar büyüdü. Adalet değil, intikam istiyorlar. Yeraltı metrolarında mırıldanan kelimeler, Çiplerden kaçan fısıltılar, Yok sayılmış haritalarda saklı şehirler var. Onlar Yankı. Onlar hatırlıyor. Bir uyanış başlıyor. Çipler kırılıyor, zincirler kopuyor. Ve o gün geldiğinde... "Bir gün bu ateş yanacak, Ve o gün sizin için geldiğimizi bileceksiniz." Ve o yangının tam ortasında iki kişi duruyor. DGK'nın en güçlü silahı: Demir Aslan Varnalı. Rejimin kanlı eli, Alevlerin arasında, hâlâ birini koruyor: İmre'yi. Ve geçmişte ona fısıldadığı o kelimeyi: Aşiyan. Yankı'nın en güçlü silahı: İmre Alaz. Bir direnişçi. Bir kayıp. Bir intikam yemini. Ama onun bir sırrı var: O hâlâ hatırlıyor.
Beyaz Ateş
Tuğçe
1880’lerin sonlarında, Rusya’nın kuzeyinde “Beyaz Ateş” (Morbus Borealis) adı verilen ölümcül bir salgın patlak verir. Hastalık, kurbanlarını önce dondurucu bir soğuk hissiyle ele geçirir, ardından yüksek ateş ve bilinç kaybıyla ölüme sürükler. Salgından kaçan halk yeraltı sığınaklarına kapatılır; korku, hurafe ve çaresizlik günlük hayatın parçası hâline gelir.
YİNYANG-İYİLİK&KÖTÜLÜK (1. Kitap)
Nerixa Lux
İyilik ve kötülük… Birbirine düşman gibi görünen, aslında birbirinden asla ayrılamayan iki güç. Denge bozulduğunda, dünya yalnızca karanlığa değil; gerçeğe de uyanır. Efsanelerde anlatılan ejderhalar, sadece mit değildir. Onlar seçilmiş ruhların içinde yaşar. Ve her ruh, kendi yıkımını da kendi kurtuluşunu da taşır. Biri ışığın fısıltısını, diğeri karanlığın çağrısını dinler. Ama asıl soru şudur: İnsan, içinde taşıdığı kötülükle barışabilir mi? Yoksa iyilik, her zaman bir bedel mi ister? YingYang: İyilik & Kötülük, kaderin iki yüzünü, bastırılmış güçleri ve karanlıkla yüzleşmenin kaçınılmazlığını anlatan bir yolculuk. Bu hikâyede denge korunmazsa… Hiçbir şey ayakta kalmaz. (Bu kitaptaki çoğu bölüm taslak aşamasındadır. Haberiniz olsun. isimler, anlatımlar vb...)
Karanlık çemberler
YİĞİT
KARANLIK ÇEMBERLER :)
Kalplerin Savaşı
Heather Moon
Hiçbir şey hatırlamayan bir halde bir kutuda uyansanız ne yaparsınız? Saklanır yada kaçarsınız. O da öyle yaptı. Tek farkla. Etrafındaki kendisini yakalamayan çalışan tüm erkekleri de döverek bunu yaptı. Glade'ye alıştı ve aşık oldu. Ama aşk her zaman basit değildir. Yeni gelen çaylak da bunun kanıtıdır. Peki ya aşkı zorlaştıran sadece yeni gelen çaylak mı , yoksa belirli bir koşucu mu?
Kardaki Kan
𝐀𝐋𝐄𝐗
Soğuk şehirlerde yaşayan, kalbi buz tutmuş insanlar... Fakat bazı kalpler vardır ki istisnadır. Hadi, nefesin bile donduğu bu dünyada buzları sevginin sıcaklığıyla eriten insanların hikâyesini benden dinleyin.
Zekanın Savaşı
Zvcp
Buz gibi bir dünyada ormanın ortasında herkesten gizli yaşardı. Gölgelerle konuşur arkadaşlık kurardı. Kimse onun ne yaptığını bilmezdi. Öldürdükleri dışında. Üye olduğu teşkilat aracılığıyla sistemi düzeltmeye çalışan Aylin ölümü sevmez hatta ondan bir nebze korkardı. Ancak iyilik için bedel ödenmeliydi. Ölmesi gerekenler ölmeli, planına ters düşenler yolundan çıkartılmalıydı. Her şeyi mükemmel bir şekilde kurgulamış, yalnızca değişimi bekliyordu. Lâkin ne kadar zeki olursa olsun insanın bir şeyleri önceden harfiyen bilebilmesi mümkün değildir. Karanlık enerjiyle birleşmiş bir zihin ne kadar güvenilir olabilir? Ölümü arkasına almış biri ne kadar merhametli olabilir? Bir kere raydan çıkmış bir dünya ne kadar doğru olabilir? Bu hikâye karanlıkla lanetlenmiş bir ruhun hikâyesi. Bu hikâye, Şapkacı'nın hikâyesi. Bu hikâye, Aylin'in hikâyesi. Ve bu hikâye, Zeka'nın kendiyle savaşının hikâyesi Tek bir hakları, tek bir kurşunları ve kalan son bir umutları var. Ya toplum aydınlanacak ya da toplum diye bir şey kalmayacak. Ama sonuçta ne olursa olsun kazanan tek bir taraf olacak ve Şapkacı zirvedeki koltuk için her şeyi yapacak. "Kanlı Ay gökte parladığında Karanlık kime itaat etmesi gerektiğini hatırlayacak."

