#Ağaç etiketli eserler
Arama sonuçları
Ağaç Olarak Yeniden Doğdum?
Mehmet Can Aydın
Öldükten sonra başka bir dünyada ağaç olarak doğan Can'ın hikayesi. Karşısındaki evrenüstü yaratıkların planlarından kurtulabilecek mi yoksa ölüm onu tekrar mı alacak? Hikaye yazım aşamasındadır.
Ağaçların Şarkısı ve Gökyüzü
Rosenna
Çektiğim doğa fotoğrafaları ve hatırlamak istediğim şarkı sözlerinden oluşan bir anı köşesi.
Dünyayı Güzelleştiren Ağaç
İsmet
Bir keresinde, ormanda bir ağaç olmuştu. Bu ağaç, diğer ağaçların hepsinden daha güzel, daha verimli ve daha sağlıklıymış. Her yıl, dallarından bol miktarda meyve düşer ve yabani hayvanlar onu yiyip içinden yararlanırlarmış. Ağaç, ormanın en sevilen ağacı olmuştu. Bir gün, ağaçın yanına bir çiftlik sahibi gelmişti. Çiftlik sahibi, ağacın meyvelerinin lezzetini beğenmiş ve onları satın almak istemişti. Ağaç, çiftlik sahibine meyvelerini satmayı kabul etmişti. Bu işlem sayesinde, ağaç çok para kazanmış ve ormanın diğer ağaçları da ondan yararlanmıştı. Çünkü ağaç, meyvelerinin bir kısmını ormanın diğer ağaçlarıyla paylaşmıştı. Böylece, diğer ağaçlar da daha sağlıklı ve verimli hale gelmişlerdi. Zaman geçtikçe, ağaç çok zengin olmuş ve ormanın en güçlü ağacı haline gelmişti. Ancak o, hiçbir zaman kendi başarısını unutmamış ve ormanın diğer ağaçlarına yardım etmeyi hiçbir zaman ihmal etmemişti. Sonuç olarak, ağaçın başarısı, ormanın diğer ağaçlarının da başarısına yardımcı olmuş ve orman, daha mutlu bir yer haline gelmişti. İsmet Turgut
Koruyucu
Duru
Sam'in boynuna sarılıp kafasını okşadım. Sertçe yutkundum. "Özür dilerim." Sırtındaki oklara bakarken gözyaşlarımı tutamıyordum. "Özür dilerim." Sam beni itelediğinde yutkundum. "Sana yardım edeceğim." Sam bana arkasını dönerek ormana ilerlediğinde peşinden ilerledim. Klaus ayaklarıyla kolumu kavrayarak beni başka bir tarafa uçururken çığlık attım. "Sam! Sam yardım edeceğim! Sizi korumaya çalışıyordum!"
Lanetli Hazine
Canan ve canan
Simon ile Ray yirmi yaşlarında olan ve çiftçi olan iki gençtirler. Bir dün yağan şiddetli yağmurdan kaçmak için sığındıkları koca ağacın dibinde Simon’nın iki yıl önce öldü diye bildikleri dedesinin cesedini bulurlar. Yaşadıkları şoku atlatamayan gençler nereden geldiğini bilmedikleri bi ses duyarlar. O ses onlara cadıların, büyücülerin ve hatta ejderhaların bile yaşadığı bir evrene giriş hakkı verir. Sesin onlardan tek bir isteği vardır; o evrende bulunan ve sadece insanların alabileceği hazineyi bulmak.
İnside Out
Feliz
I-Land Doğu ve Batı uygarlıklarına tam olarak eşit mesafesi olan tek ülkeydi. Oldukça küçük bir ada olmasına rağmen şanı büyüktü. Ülke kraliyetle yönetiliyordu. Halka hizmet etmek için yeterince bilge, soylu ve erdemli bir kralları vardı. Genç kral adanın en yüksek tepesindeki sarayından halkını izler, bazen de aralarına karışıp onları dinlerdi. Kurduğu kusursuz sistemle I-Land'de yaşayan herkesi dünyadaki en şanlı kişi yapmıştı. Her şey tam anlamıyla rüya gibiydi. Ama rüya bozuldu. Sanki birisi bu tatlı rüyanın içine bir tutam kâbus bırakmıştı ve bu kâbus iyilikleri yiyerek kendini büyütüyordu... Günlerden bir gün geldi ve kaderleri birbirine kablolarla bağlanmış gençler, kehaneti gerçekleştirmek üzere bir araya geldi. Onlara IO denilirdi.
kiraz ağcı evsanesi
Marina Şakak
okulun arkasında olan kiraz ağacı genelde aşkını olan ettiğin tek yerdi herkes orda aşkını olan ediyor ve kabul ediliyordu acaba bu efsane gerçek mi sanmıyorum ama benimde sevdiğim biri var onu seven asik olan herkesi öldürüp seçenek bırakmam gerek ozaman alisicaktir bana...
Sandal Ağacı
Sena Eren
Sandal ağacı kokusu hakim sıcak odada rafların arasında gezindi Arel. Küçük bedeni görmek adına bütün rafların etrafında dolandı. Gelmemişti... Neredeydi bu kız Allah aşkına? Adını bile bilmediği ancak her gün gelen ve kitap okuyan bu kız belki insanların dikkatini bile çekmiyordu. Ama Arel'in dikkatini çekmişti işte. Aklında kalmıştı... Kitapları okurken girdiği o hayal dünyası ve büyüleyici dalmış hali Arel'i etkilemiş kalbini sımsıcak ve yumuşacık yapmıştı. Haliyle aklında kalmıştı...
Unutulmuş Toprakların Kalbi
M.K.Meral
“Aisha?” Hızla adım attım, etrafa göz gezdirdim; ama her şey aynı sessizlik içinde kalmıştı. “Doa?” Küçük kardeşimin ismini söylediğimde, bir cevap almak umuduyla bekledim, ama sadece rüzgârın hafif hışırtısı ve ormanın derin sessizliği vardı. “Neredesiniz?” Yanıt yoktu. “Beni burada bırakıp gitmediniz, değil mi?”

