#şehirler etiketli eserler
Arama sonuçları
Merkür Retrosu
İlayda
05****: Bu şehir sana acıdan başka hediye vermediyse benim de çiçeklerim solmuştur. (23.38) 05****: ikimizde bu şehirde yıkıldıysak izin ver her yeri altına üstüne getirelim. (23.38) 05****: Cehennemini bırak, yok olmuş çiçeklerimle cennetime çevireyim. (23.38) # # # Merkür: Söylesene bu şehirde yaşamak için doğmadan önceki hayatımda ne tür kötülük yapmış olabilirim? Öncelikle bu kurguyu okuyan harbiden varsa teşekkür ederim <333 ^TÜM HAKLARI YAZARA AİTTİR!
Vampir Ve Mafya .
Daisy01[Herkes onu unuttu..]
1969 Da yaşanan Büyük deprem sonucu çekirdekten çıktılar. korkunçluklarını yaydılar ve isimleri zirveye geçti Vampirler ama insanoğlunun bulduğu köylü kazığı yöntemiyle nesilleri çöküşe girdi ve zirvenin sahibi insanoğulları oldu köylü kazığı yöntemi bir köylünün vampir izi gördüğü an insanlara haber gönderir ve vampirleri aramaya başlarlar her hafta ormanda ve kurtları evcilleştirirler sonradan sarımsak tohumları felan ekerler ve vampirlerin yaşam alanlarını kapatıp vampirlere sorun yaratırlar ve ani bir anda hepsine saldırırlar. bu yüzden nesilleri tükenmekteydi son 20 vampir vardı vampirler insanlarınn savaştaki ölülerini toplayarak mağaraya toplamıştır. vampirler uzun uyku için bütün insanları yemişlerdir Nova kış uykusu için hazırlanır ve 1980 e kadar uyur ve uyanır yanında sadece bir kişi vardır Via o da vampirdir ve artık insanoğlunu yok edeceklerdir ama güçleri çok azdır bu yüzden bir hastalıkla insan olurlar ve ortama girerler ama dünya çok değişmiştir..... Yazar[ Eda]
Lara: Frekans Sıfır
No Name
LARA: FREKANS SIFIR Modern metropolün neon ışıkları arasında Lara için zaman onarılmayı bekleyen antikalar kadar sessizdi Ta ki o gümüş kayıt cihazını bulana dek Üzerinde kendi kuyruğunu yiyen bir yılan sembolüyle parlayan bu makine çalışmaya başladığında sadece sessizliği değil gerçeği de paramparça eder Cihazdan yükselen ses Lara’nın kendi sesidir; ama bu ses henüz yaşanmamış bir geleceğin, işlenmemiş günahların itirafıdır. Kural acımasızdır: Makaralar her döndüğünde Lara geleceği öğrenir ancak her saniye onun şimdiki zamanından fiziksel bir parça çalar. İlk dinleyişte saçında beliren o beyaz tel, ödenecek bedellerin sadece başlangıcıdır Dev gökdelenlerin gölgesinde saklanan karanlık bir teknolojik deneyin merkezinde olduğunu anladığında artık çok geçtir Kaçması gereken tek şey kapısındaki gölgeler değil bizzat kendi sesinin fısıldadığı kaderidir Sıfırıncı frekansa ulaşıldığında geriye ne Lara kalacaktır ne de bir gelecek Bazı sesler duyulmak için değil yaşanmak için kaydedilir
SVRIKAY | IN SILENCE
SEDA ÜNCE
Bir gölgenin varlığını hissediyorum bedenimin üzerinde. Benim gölgem ise onun üzerinde. Birbirine bağlanan, bağlamak sorunda olan kişileriz biz. Birbirimize asla yalan söyleyemeyiz. Bilmez misin ki sevgilim? Çünkü yalanlar, başkalarının gerçeklerle kirlettiği en güzel hikâyelerdir.
Gölgenin İzinden
Zeynep
Arkeolog anne ve babasının aniden ortadan kaybolmasının ardındaki gizemi çözmek için yola koyulan bir mezar hırsızının hikayesi.
YOHAKU — Dünyanın Unuttuğu Yer
oğuzhan cindilli
Her gece şehirden bir yer silinir. Bir sokak, bir okul, bir ev… Sabah olduğunda kimse eksikliğini fark etmez. Ren Akiyama hariç. Üç yıldır kayıp kız kardeşinin izini süren genç harita tamircisi, bir gece artık var olmayan bir istasyondan telefon alır. “Abi… Sakın son trene binme.” Ren, dünyanın unuttuğu yerlere giden bir yol açabilir. Fakat her dönüşünde onu tanıyan bir insan, Ren’i tamamen unutur. Anıları fotoğraflarda saklayan gizemli bir genç kadınla birlikte silinmiş şehrin derinliklerine inerken, kardeşinin kayboluşunda kendi geçmişine uzanan izler bulacaktır. Kardeşine ulaşana kadar onu hatırlayan biri kalacak mı? **YOHAKU — Dünyanın Unuttuğu Yer** *“Herkes unutsa da ben seni bulacağım.”*
Fetih Sanatları:Kanlı Kral
Burak Sabancılar
GİRİŞ Karanlığın dip köşelerinde, hıçkırık sesleri yavaş yavaş artıyordu.Ağlayan küçük bir kız çocuğuydu.Bir kaldırım taşına oturmuş öylece bekliyordu.Saçları gece kadar siyah, teni sanki beyazdan daha da akdı.Yüzünü kapatan siyah saçları ve gözlerinden akan damlaların saçlarından ince ince süzülmesi...Kız yavaş yavaş kafasını kaldırdı.Karşısında gördüğü kişi onu ürkütmüştü.Ona bakan kişi altın kadar sarı, parlak ve uzun saçlara sahip biriydi.Elinde ki meşalesiyle kıza doğru yöneldi.Kız ayağa kalktı, sinirlice… Gözlerinden gelen damlalar küçük yağmur taneleri gibi yere düşerken, kendisine şaşkınlıkla bakan bu adamı inceliyordu.Adam şaşkındı.Son derece mutsuz ve üzgün olan bu kızın yüzünü incelemek için yanına gitmek istediğinde kız elini ‘’dur.’’ diyormuş gibi havaya kaldırdı.Sonra yere bakan gözlerini kendisine odaklanmış adama doğru yöneltti.Adam ürktü.Ürkmemek mümkün değildi zaten.Kız gökyüzünden daha koyu, buzdan daha keskin gözleriyle saçlarının arasından adamı izlemeye başladı.O kadar ağlamıştı ki, gözünün gökyüzü mavisi renginin çevresine kan kadar kırmızı bir ton eklenmişti sanki.Adam yardım etmekle etmemek arasında kaldı.Ne yapabilirdi ki.Meşalesi hala elindeydi.Saçlarında parlayan ateş güzel bir görsel şölen sunuyordu sanki.Kızın dikkatini adamın saçları çekti.Dudaklarında acı bir gülümseme vardı.Kıpkırmızı dudakları, sanki dalga geçermiş gibi gülüyordu.Dik olan kaşları lanetli bir yaratıkmış gibi çatıldı.Birden acı gülümsemesi kayboldu.Saçlarını arka tarafa doğru elleriyle savurdu, sanki adama yüzünü göstermek istiyormuş gibi.Sonra siyah pelerinini savurup kafasına geçirdi, sanki başkalarının onu tanımamasını istermiş gibi. Kafasını iyice dikleştirip gözlerini kapattı, sanki uzaktan gelen bir müzik sesini dinliyormuş gibi.Bu garip davranışlarının hemen ardından ellerini göğsünün üzerinde avuç içleri birbirine bakacak şekilde birleştirdi.Aniden büyük bir rüzgar başladı her tarafta.Karlar savruluyordu.Adam neler olup bittiğini anlayamıyordu.Etrafına bakınmaya başladı, korku dolu gözlerle.Bakıyordu ama her yer o kadar beyazdı ki, sanki ateşi kardan olan bir cehennemmiş gibi.Göz alabildiğince beyaz buzdan bir deniz gibiydi sanki adamın etrafı.Yumuşak bir buz.Şaşkınlığına devam etti, anlam veremeden olan bitenlere.Bu kadar kısa bir sürede nasıl olabilirdi bu?Birileri onunla dalgamı geçiyordu?Yoksa yine o kabuslarından biriyle baş başa mı kalmıştı?Kabus olsaydı şu ana kadar uyanması gerekmez miydi?Belki de bu onun kontrol edemediği rüyalarından biriydi.Düşündüğü onca zamandan sonra kıza döndüğünde onun yine ağladığını fark etmişti fakat bu sefer ki öyle bir ağlama değildi.Göz yaşı yerine kan vardı.Kırmızı dudakları morarmıştı.Gözlerinin gökyüzü mavisi, gecenin kör karanlığı kadar siyahtı.Gözlerinde karanlık gökyüzünün tek bir yıldızının bile parıltısı kalmamıştı artık.Hafif bir hırıltı ve küçük şirin bir kızdan gelemeyecek şekilde olan kalın, kaba ve korkutucu bir sesle, ‘’Sen öldün.’’ dedi.Adam, korku ve panik dolu gözlerle kıza bakmaya devam ederken elindeki meşaleyi kıza doğru fırlattı.Küçük kız, meşale daha havadayken, üstünde yanan ateşi yok etti.Adam koşar adımlarla çocuktan uzaklaşmaya çalışırken, karşısında başka simsiyah gözlere sahip, gençten bir adamla karşılaştı.Aynı yüz ifadesi, aynı gözler, aynı çatık kaşlar…Adam hemen yolunu çevirip bu sefer çaprazdan kaçmaya karar vermişti ki, bu sefer de aynı ifadelere sahip başka bir tanesiyle karşı karşıya geldi.Bu şekilde devam ederken, etrafına bakındığında on farklı siyah gözlere sahip insan üstü yaratığın kendi etrafında çember oluşturduklarını ve onu tuzağa düşürdüklerini anladı.Düşünüyordu.Bunlar kim?Neden ona tuzak kurdular?Gerçekten onlar insan mıydı?İstedikleri neydi? Kafasında bu sorulara cevap ararken dizlerinin arkasından aldığı bir darbe ile yere yığıldı.Bunu yapanın, masum küçük bir kız sandığı lanetli pislikten başkası olmadığını fark etti.Etrafı sarılmıştı, kaçamazdı.Kurtulmanın bir yolu yoktu.Sanki ne kadar kaçmaya yeltense, o kadar çoğalıyorlardı.Gözlerini onlara dikti ve kendisini öldürmemeleri için yalvarmaya başladı.Damla damla yaşlar akıyordu gözlerinden.Sonrasında siyah gözlü, insan görünümüne sahip bu yaratıkların arkalarından, kan kadar kırmızı gözlere sahip, esmer teni ile düz, uzun, siyah saçları olan bir adam çıktı.Acımasız gülümsemesi sanki çok şey anlatmaya yetiyormuş gibi, büyük ve korkutucu bir kahkaha attı.Siyah giysisinin içerisinden gri tonlarında, sivri uçlu, demirden yapılmış uzunca bir cismi çıkardı.Kan kadar kırmızı gözleriyle korku salan bu iblis, sarı saçlı adamı saçlarından tutup yukarı doğru çekti ve elindeki bu cismi adamın kalbine sapladı.Adamın ağzından kanlar geliyor ve gözleri yavaş yavaş kırmızıya dönüyordu.Bir müddet yerde çırpındı, çok büyük acılar çekiyordu.En sonunda bedeni hareketsiz ve kanlar içerisinde cansız bir şekilde yerde yatıyordu.
Güneş Seni Kör Etsin
HARUN ŞENGÜL
Dışarıdan görünen kusursuz bir hayat, ama bir yanda sadece bir hizmetçi...
İki Farklı Renk
Elias
Kaan ve Lara… İki farklı insan, iki farklı yön. Kaan gay’dir, içe kapanık ama esprili bir grafik tasarımcı. Lara lezbiyendir, özgür ruhlu ve cesur bir indie müzisyen. Bir yağmurlu günde tesadüfen çarpışırlar. Arkadaşlıkları yavaş yavaş aşka dönüşür. Toplum baskısı, aile sorunları, kimlik çatışmaları ve şehvet dolu anlarla dolu bir hikaye… Aşk, bazen en beklenmedik anda gelir. Ve bazen de en zor olanıdır.
NEW WANGER
Hakan Yamakcık
NEW WANGER ABD ve Meksika yakınlarında Büyük Okyanus'ta bir adadır. NEW WANGER kendi kanunları, sistemleri ile kurulan ABD'ye bağlı bir şehirdir.
~Çölde Sonbahar
~Sera•Rosewood
Leyla’nın hayatında büyük bir felaket yoktu. Ama içinde, her gün biraz daha eksilen bir şey vardı. İstanbul’da her şey yerli yerindeydi. Kendisi hariç. Kimse onu gitmeye zorlamadı. Kimse onu kovmadı. Leyla, kendi isteğiyle Ankara’ya gitti. Daha soğuk bir şehre. Daha az insanın olduğu bir hayata. Daha az şeyin beklendiği günlere. Ankara ona mutluluk vaat etmedi. Sadece sessizlik sundu. Ve bazen insan, iyileşmek için ne yapacağını değil, nerede duracağını öğrenmek zorundadır. Bu hikâye; kaçmadan gidenlerin, sessizce dağılanların ve kendini yeniden kurmaya çalışanların hikâyesi.

Korva Suskun
İrem Akkaya
Korva… sessizliğiyle konuşan, gülüşleriyle sır saklayan bir şehir. Arda Yılmaz, babasının gölgesinden sıyrılıp Korva’nın yeni yüzü olmaya çalışırken, Leyla Demir adında inatçı bir gazeteci, bu sessiz şehrin en gürültülü gerçeğine dokunur. Kurşunlar, yeminler ve yanlış zamanlı gülümsemeler arasında, ikisi de hem birbirine hem şehre karşı koyamaz. Kimi zaman tehlikeli, kimi zaman komik, ama her daim suskun bir aşkın hikayesi bu…
ŞEHİR
ICHIKA
İlker Yaman, dolabındaki binbir takım elbiseyle binbir yalan uydurabilme yeteneğine sahip, bu yeteneğiyle birçok kez işte oluşan o gergin ortamdan sıvışabilmiş bir iş adamıydı. Uzun boylu ve yeşil gözlüydü. Kalın camlı gözlükleri gözlerini büyütmekten çok küçütürdü ve evet, tahmin edebileceğiniz gibi gözlüklerinden nefret ederdi. Ama ne yapsaydı ki? O da diğer birçok insan gibi geç saatlere kadar televizyon izleme hastalığına yakalanmıştı işte, takmak zorundaydı gözlüklerini. Açık kahverengi ve kısa saçları vardı. Yirmi yedi yaşında olmasına rağmen her gün, sürekli söylenip durur, karşısına çıkan her şeyden şikâyet ederdi. Ama o günden sonra, sanırım bir daha bunu yapmayacak.
Yapoz
Fatma Nur Şakar
Genç kız bir gün kaybolur ve gözlerini bilmediği bir yerde açar .
2+1
Mariya Baji
teyzem beni evlenmeye zorluyordu ama ben herkes gibi okumak istiyordum bu yüzden beni istemye gelen aileleri kaçırıyordum haytından memnun değildim taki hayatıma iki kişi girene kadar. şimdi ki ve kraliyet dönemşnde geöen zmn da yaşıyan nora nın hayatında oluşan değişikler ve onun hayatını tamamen değiştiren iki kişi.
Bu ikili bibaskaa
Öykü ceren Demirpençe
Hassas olanlar okumasın!!! Okursanız bomboş yorum yapmayın
Küllerin Efendisi : Gri Şehir Efsanesi
Tarık Yusuf Çelik
KÜLLERİN EFENDİSİ: GRİ ŞEHİR EFSANESİ "Çizdiğin şey sadece bir hayal değilse ve kalemin her darbesi kadim bir kapının kilidini açıyorsa?" İstanbul’un neon ışıklarıyla kaplı modern yüzünün altında, yüzyıllardır uykuda olan soğuk ve karanlık bir hafıza uyanıyor. Kami Çizgi Stüdyosu’nun çizerleri Aras ve Deniz, yeni projeleri "Gri Şehir" üzerinde çalışırken kendilerini sıradan bir fantastik kurgunun değil, şehrin yeraltı dehlizlerine mühürlenmiş unutulmuş bir kehanetin ortasında bulurlar. Rüyalar, masada kendiliğinden beliren mimari çizimler ve Karaköy’ün puslu sokaklarında beliren yüzsüz gölgeler tek bir şeyi fısıldamaktadır: Mürekkep, gerçeği çağırmaktadır. Cenevizli bir mimarın kayıp günlüğü ile tarihin karanlık suları arasında sıkışan ikili, hayatta kalmak ve şehri korumak için tek silahlarını kullanmak zorunda: Ellerindeki kalemi. Gotik gerilim, şehir fantastiği ve meta-kurgunun büyüleyici birleşimiyle Küllerin Efendisi, okuyucuyu İstanbul’un görünmeyen yüzüne, çizgilerin ötesind
Küllerin Efendisi : Gri Şehir Efsanesi
Tarık Yusuf Çelik
KÜLLERİN EFENDİSİ: GRİ ŞEHİR EFSANESİ "Çizdiğin şey sadece bir hayal değilse ve kalemin her darbesi kadim bir kapının kilidini açıyorsa?" İstanbul’un neon ışıklarıyla kaplı modern yüzünün altında, yüzyıllardır uykuda olan soğuk ve karanlık bir hafıza uyanıyor. Kami Çizgi Stüdyosu’nun çizerleri Aras ve Deniz, yeni projeleri "Gri Şehir" üzerinde çalışırken kendilerini sıradan bir fantastik kurgunun değil, şehrin yeraltı dehlizlerine mühürlenmiş unutulmuş bir kehanetin ortasında bulurlar. Rüyalar, masada kendiliğinden beliren mimari çizimler ve Karaköy’ün puslu sokaklarında beliren yüzsüz gölgeler tek bir şeyi fısıldamaktadır: Mürekkep, gerçeği çağırmaktadır. Cenevizli bir mimarın kayıp günlüğü ile tarihin karanlık suları arasında sıkışan ikili, hayatta kalmak ve şehri korumak için tek silahlarını kullanmak zorunda: Ellerindeki kalemi. Gotik gerilim, şehir fantastiği ve meta-kurgunun büyüleyici birleşimiyle Küllerin Efendisi, okuyucuyu İstanbul’un görünmeyen yüzüne, çizgilerin ötesind

