#çizgi2023 etiketli eserler
Arama sonuçları
Alo, Aşk Mı?
emine
-Manzaraya baksana harika değil mi? -Daha yüksekten bakmak ister misin? -Nasıl yani? Dememle birlikte Berk beni kucağına aldı ve arabanın üstüne çıkardı. Biraz sendelesemde ayağa kalktım. Gerçekten yukarıdan manzara daha güzeldi...
Doğaüstü Yakışıklılar Akademisi 1 - Yaşama Çabası
Yazar Ceren Oktay
Tümü cezalandırılmış bir grup erkek... Hepsi çok ama çok yakışıklı... Hiçbiri insan değil... Daha önce görmediğiniz binlerce türün var olduğu bir akademiye tıkıldılar ve burada hayatta kalmak için yaşam mücadelesi veriyorlar. Kaçı hayatta kalacak? Kaçı cezalandırılmaları sonucu geldikleri bu akademiden başarıyla mezun olacak? Bunu merak ettiğinizi ve öğrenmek istediğinizi duyuyor gibiler. O halde şimdiden size hoş geldiniz diyelim. Doğaüstü Yakışıklılar Akademisi, kapılarını sizlere özel olarak araladı ve yaşananlara tanık olmanızı bekliyor.
~Sadece ~ Texting
Eylül
543******* : Seni sevmiştim. 543******* : Sadece seni. 543******* : Ama sen hiçbir zaman farkedemedin beni.
Kelebek Detayı🦋
Zeynep Korhan
Bazen hobi olarak telefondan resimler çizerdim sonra düşündüm neden sizinle paylaşmıyayım resimlerimi kopyalayabilir, kullanabilirsiniz. Tek şartım beni takip edip hikayemi beğenmeniz. Şimdiden teşekkür ederim♡♡(istediğiniz tarz çizimler olursa belirtin)

Şeker Şatosu
Elmas kitap
Romanımızın baş karakteri Lora, gece ansızın karşılaştığı birinden bir kolye alır fakat o kolyenin onu başka bir dünyaya götüreceği nden habersizdir. O zaman uzatmadan romana geçelim. 🐸🐣🐼🍙🍡🍧🍩🧇
Olympos Hikayeleri
Aphrodite✨
Bir zamanlar insanların inandığı hikayeler... Acaba gerçek miydi?
Papatya Yankısı
Jotunheim
Aşk evrilebilir; büyür, azalır, güldürür, canını acıtır. Ama en korkuncu ne biliyor musun? Kime aşık olduğunu değiştirir. Ortaya konulan bir aşk ve sahip olunmak istenen mutluluğun, hiç mutlu olmayan hikayesi.
Şiir
Winner
.
Yeni Yılın İlk Kanı
lris Günay
Lisa,Jennie bir adım yaklaştı."Seni yenemeyeceğimi mi sanıyorsun ?" Jennie"Belki düşlerinde görebilirsin ama bu hayatta,asla"Iki soylu ve köklü vampir ailenin kızları arasındaki kan savaşı,Sen kimin tarafındasın ?
Ölümün İntiharım
Pınar
(Gerçek hayattan kurgulanmıştır.) '111518' Ekin ve Meriç, çocukluklarından beri hiç ayrılmayan, her zaman beraber vakit geçiren bir çifttir. Peki bu hep böyle sürdü mü dersiniz? Her arkadaşlık gibi her dostluk gibi ya da hiç ayrılmayan çiftler gibi... Ekin ve Meriç, gayet normal giden bir arkadaşlıkları varken bu arkadaşlık zamanla sevgiye hatta aşka dönüşmüştür. Fakat bu aşk onlara hiç yaramayacaktır. Onların hayatı tam tıkırında giderken, felaketler peşlerini bırakmayacaktır. Sizce onların ilişkileri gayet normal giderken bir anda ne olacak da felaketler peşlerini bırakmayacak, Ekin ve Meriç, yollarına beraber devam edebilecekler mi dersiniz? İkisinden biri hayatta kalacak, fakat bu hayat ona fena bedeller ödetecek. Peki ne olacak?..
ALINTI DIYARI
Öykü♡
Alıntılar alıntılar alıntılar alıntılarla dolu bir diyar.
YANKESİCİ ( KALP HIRSIZI SERİSİ 1)
Onur_rr
14.02.2022 Yorgunum, bulanık ve kirli. Düşüncelerimin beni ihanete uğrattığı saatlerdeyim. Gözlerim karanlığa adapte olmuş, stor perdeden kaçan ay ışığı huzmeleri evin siyah parkesine konmuştu. Küçük tozlar ışığın içinde dans ediyor, karlı bir geceyi anımsatıyordu. Bu güzel gecede karanlığın içinde saklanan canavar bendim. Sıkışıp kaldığım karanlıkta iyice sessizliğe büründüm. İzinsizce girdiğim evde her sesi dinliyor; her titreşimi yaslandığım duvarda hissediyordum. Sırtımda bana ait olmayanların ağırlığı altında ezilirken sahip olduğum şeyleri korumanın tek yoluydu buydu biliyordum. Titreşimler arttı ve güçlendi. Kapı yavaşça aralandı. Çıplak ayakları zemine basarken ses çıkarmıyordu. Girdiğim karanlıktan çıkmamam gerektiğini biliyordum. Yine de ihanet etti bana gözlerim ve karşımdaki vücudu izinsizce soydu irislerim. Büyük ve güçlüydü. Ay ışığı teniyle buluştuğunda yeni bir renk oluşturmuştu. Büyüleyici görünüyordu ama nefesimi kesen görüntüsü olmamıştı. Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisiydi gözleri. Öyle bir bakıyorlardı ki denizler kıskanırdı derinliğini. Çıkartamadığım bir anlam yatıyordu o derinlikte. Hareket etti ve ışıktan çıktı. Karanlıkta, odanın köşedeki piyanoya doğru gitti ve oturdu. Elleri havada kaldı bir süre. Zihnindekileri merak ettim. Belirsizlik kaybolduğunda müzik doldurdu odayı. O an hayatım ellerimde değildi. Müzik yönetiyordu adeta. Hoş melodinin elinde kukla olmuştum. Parmakları bastığı her tuşta kalbime akıtıyordu gecenin kalıntılarını. Küçük bir ses kanlı ve cızırtılı. Dağınık gülümsemeler ve hafiften yok oluşlar. Varoluş sancısının ortasında yıkılış hikâyesi.. Sarhoşluk öyle güçlüydü ki fark edememiştim gidişiyle beraberinde getirdiği sessizliği. Yokluğundan emin oldum bir süre. Bacaklarım kuvvet bulduğunda saklandığım karanlıktan çıktım ve ondan çaldığım bu geceye girmemi sağlayan pencereye yöneldim. Çıkarken fazlaca ses yaptım, kendime kızmam gerekse de ses etmedim. Tenha sokaklara döndüğümde ondan yanıma aldıklarımla ilerledim. Yine de sırtımdaki bu denli ağırlığa rağmen o gece ondan çaldıklarıma nazaran o benden çok daha fazlasını almış gibi hissetmeden edemedim. ***** 1 AY SONRA.. 14.03.2022 Önümde duran iki kıza baktım. Şansım varsa kurtulurdum. Yoksa ölür! Bu malikaneden çıkmak isteyen üç kişi.. Bir erkek vardı, bizi elindeki cihazla arayan Eşit değildik. Peki hangimizin daha çok ihtiyacı vardı bu değerli zincire? İşte burada eşitlik bozuluyordu. Şüphesiz ki benim bu zincire ondan daha çok ihtiyacım vardı; Ablamı ve yeğenimi o çukurdan kurtarmam gerekiyordu. Tüm umutlarım şuan yaptığım hırsızlığa bağlıydı. Yüzde elli ya ablamı ve doğmamış yeğenimi kurtarırdım yada onlarla beraber ölürdüm. Ölürken en azından bunun mücadelesini verdiğim için mutlu olurdum. Hakan Kankırmızı merdivenleri indi. Bizlere bakmadan karşıda ki odalarından birine rastgele girdi. Yüzünde hiçbir ifade yoktu.. O odaya neden girmişti. Onun için değersiz bir zincir değil miydi bu?! Bizi bıraksalar da gitseydik. Zenginler her zaman cimriydi ve açgözlü! Göğsümün içinde duran zincir ile gözlerimi saat bir yönünde yukarıda bize çevrili olan kameraya çevirdim. Kameranın kırmızı ışığına kaydı gözlerim ne güzel yanıp sönüyordu. O piti piti kim aldı zinciri? "Kim aldıysa çıksın.", yanımdan geçen adamın koluma değmesi ile gözlerimi kameradan çektim. Hakan Kankırmızı Bey odadan çıktı, bakışları bana değdi yakalanmış mıydım? Ben ki sokaklarda neler neler çalan kız Yankesici Kraliçesi Canan şurada yakalanırsam yazıklar olsundu bana. Yazıklar olsun Babamın benim üzerindeki ilmek ilmek işlediği öğrettiği yankesicilik emeklerine. Hakan Kankırmızı Bey karşımıza geçerek aynanın hemen altında altın işlemeli ultra zengin duran masaya bile söylenmek istedim. Sen masasın masa kendine gel bu ne gösteriş! Hakan Bey kıymetli uzun masaya kıymetli poposunu yaslayarak kollarını bağdaş yapıp durdu. Küçük bir şey olsa o masayı da çalabilirdim aslında. Kendine gel Canan şuradan kelleni kurtar sonrası önemli değildi. "Abi ben hallediyorum sen içerideki toplantının bölmeseydin.", dedi adam elinde ki cihazı en önde duran kızın üstünden çekti. Patronuna baktı. En önde ki kız mutfağa doğru yürüdü. Geriye kaldı ben ve önümde ki Rus kız. Rahattım beni yakalayamazlardı. O cihaz bende sökmezdi. "Mert şu kızı sal.", dedi Hakan Kankırmızı Bey eliyle önümdeki Rus kızı gösterdi. Sonra gözlerini gözlerime odaklayarak baktı. Adam Rus kıza eliyle gitmesini işaret etti. Önümdeki kız derin bir nefes alarak hemen çıkıp gitti. Bakışlarımı soğuk bir edayla Hakan Bey'in gri gözlerine çevirdim. "Çıkar." Dedi soğuk sesi ile ürpersem de yardım etmesi umuduyla gözlerim birilerini aradı ama kaçırdığım küçük bir nokta vardı burası benim çöplüğüm değildi. Sokaklarda herkes birbirinin arkasını kollardı burada yalnız kalmıştım galiba. "Neyi?", diyerek sordum. Aslında bilipte bilmezlikten gelmek benim mesleğimdi. "Mert, üstünü ara.",dedi yanında ki sarışın yeşil gözlü adam kafasını sallayarak yanıma geldi. Kaşları çatılı buzdolabı gibi elindeki cihazı boynumdan başlayarak mini eteğimin bitiş ucuna kadar tuttu. Sırt bölgemde de aynı işlemi yaptı. Hakan Bey'in yüz hatları kasıldı. Cihaz uslu uslu görevini yapıyordu. Mert cihazı kafama da tuttu bu beklemediğim hamlede cihazın sesi ortama yayıldı. Hakan beyin dudakları kıvrıldı. "Saçlarını aç.", dedi yüzünde ifadede zinciri bulduğuna çok emin bir eda vardı. Kafamı salladım Mert bir adım öteme beklemeye başladı. Elimi at kuyruğumun yanına koyarak kançalı tokamı çözmeye başladım. Açtığım uzun saçlarım ile elimle saçıma şekil verdim. Merdivenlerden gelen ayak sesleri ile gözümü Hakan Kankırmızıdan çektim. Hızlı adımlarla üstünde ki beyaz gömleği ile inen göktaşı da kimdi? Siyah gözleri.. Derinden etkilemişti beni sanki ilk kez siyah gözler görüyordum. Kirli sakalı yüz hatlarını çok güzel belli ediyordu. Açılan ağzımı kapatarak kendime geldim. Buraya neden geldiğimi üstümdeki baskıyı unutmamam gerekti. "Abi gidiyor musun?", Hakan Bey merdivenlerin yanına doğru yürüdü yürüyen göktaşı ile konuştu. Abi dediğine göre bu yürüyen göktaşı üvey abisi Atakan Bey miydi! Telaşla gözlerimi kaçırdım .Kardeşi gibi gözlere sahip değildi ama iki kardeşin tek benzeyen özelliği ifadesiz simalarıydı. Babaları bir olunca demek ki. Berna hanımında gözleri maviydi neden hepsinin gözleri farklıydı? Mert'in de yeşil. Ben burada kahverenkli gözlerimle sönük kalmıştım galiba.. "Hakan hadi abiciğim geç bile kaldım.", dedi ifadesiz yüzüyle gözlerini ilk kez gördüğü bana bir saniye baktı. Gözlerimi tekrar önüme çevirdim. Şuan şurada Atakan beyin radarına yakalanırsam kötü olurdu. Ne güzel Hakan bey fark etmeden çıkıp gidecektim. "Ne iş buldun mu?", dedi tam önümde durdular sonrada kafalarını çevirip bana tekrar baktı. "Buldum buldum. Hanımefendi de şimdi zinciri veriyordu.", dedi Hakan beyin bu ısrarları beni üzüyordu. "Dediklerinizden hiçbir şey anlamıyorum.", dedim şirin bir edayla. Gözümün önüne gelen saçları kulağımın arkasına sıkıştırdım. "Mert sen yardım et hanımefendiye anlasın ben ne demek istiyorum.", dedi Hakan Bey bana doğru göz kırptı. Son sözlerini bir mana ile söylemişti. Bu sefer sert taşa mı toslamıştım. Boku yemiştim galiba. "Lütfen benimle gelin..", dedi eliyle yürümem için hangi tarafa gideceğimi gösterdi yüzümde ki yapmacık gülümseme ile Mert'in dediği tarafa doğru yürüdüm! Yardım etmesi umuduyla gözlerim tekrar birilerini ararken Atakan Atabeyin gözlerine takıldı. Hakan ile aralarında ki sohbete dönüp devam etti. Mert beni aşağı kata doğru merdivenlerden indirdi. Vazonun olduğu yerde durdu duvara dokunup bana baktı, dekorla kaplanmış kapı olduğunun bile farkında olmadığım bir yerden içeri doğru sürükledi. Şansım yoktu. Bende ölecektim. "Geç bakalım küçük fare.", diyerek beni boş bir odaya fırlattı. Dizlerimin üstüne yere düştüm. Avuç işlerimi son anda yere koyarak kafamı çarpmadan korumuştum. Başımı yerden kaldırıp bana fare diyen sıçana baktım! Eğilerek çenemi tuttu kafamı havaya kaldırdı. "Söyle bakalım anladın mı şimdi?", diyerek bağırdı. "Ne diyorsunuz sizi hiç anlamıyorum.", dedim. Saf masum ayağına yatmaya devamdı. Canan mücadeleye pes etmek yok kızım devam. Son umudum için öle de bilirdim. Hayatının kontrolünü eline almazsan, başkalarını senin hayatını kontrol eder. "Anlamıyorsun demek?", dedi elini çenemden çekti sözlerime inandığını düşünürken suratıma yediğim güçlü bir tokatla yere yapıştım. Dudağımda ki kanın tadıyla gözlerimi sıkıca yumdum. **** BEKLEMEDE KALIN. DEVAMI GELECEK.. ŞİMDİDEN KİTABI KÜTÜPHANELERİNİZE EKLEYEREK GÜZEL YORUMLARINIZI AŞAĞIYA YAZABİLİRSİNİZ. YAKINDA..
Yansımasız 2 : Ayna Ruhu
Regina ^ - ^
Ece, okul bölgesinden çıkmayı başarmıştı ama sevinmek için hala çok erkendi. Daha büyük bir sorun onu bekliyordu. Alışveriş bölgesi... Ece'nin yaşadığı her şey yeniden mi başlayacaktı? Yoksa işler bu sefer daha değişik mi ilerleyecekti? Peki Ekin bu sorunların tam olarak neresindeydi? {Yansımasız kitabının devamıdır.} [2. Kitap]
BÜKRE
Fatma
Dilin lâl olması engel miydi gönül diline. İhanete uğramış bütün halkların anısına.
İNCİ
İNCİL
Gözlerindeki alışık olduğum soğukluğa inat konuşmaya çalıştım.. Sesin hiç titremedi bile, bakışlarına hüzün çökmedi. Aylardır aşkım dediğin kadındım ben, ne zaman yabancıdan ibaret oldum. "Bakma bana öyle.. Ben artık seninle olamam. bitti.. EVLENİYORUM." Demiştin. Söyleyeceğim bütün sözcükler boğazımda düğümlenirken dudaklarımdan sadece beş harf döküldü. "TAMAM.." İliklerime işleyen korkuya inat gidişini dimdik izledim. Ellerim istensizce karnımda birleşirken, bakışlarımı gökyüzünde beliren gökkuşağına çevirdim, ciğerlerime dolan bahar kokusu bana ait olduğum yeri hatırlattı. SENİ..
Konuşmamız lazım
aaly
Ölüm, ayrılık, vede nicesi aşkları sağ çıkacakmı?
GİZEM
Berfin
Yıllardır babasıyla konuşmayan bir kızın yıllar sonra yanına gitmesi ve aniden işlerin ters gidip ortaya bir cinayet çıkması ile başlar...
Eskiden Yaz
selen
Eskiden yazlar daha güzel geçerdi. Yemeklerin tadları, sıcak havada denize girip serinlemenin verdiği o keyif... Ama simdi yazlar yaz gibi hissettirmiyor. Havada boğucu bi sıcakla eski anıları anmaktan başka bir şey yapamıyoruz. Sahi ne zamandan sonra böyle olmuştuk biz? Galiba hatırlıyorum, birlikte mutlu olduğumuz o son yazı...
Lunatiklər binası
Deniz
Salam. Mən Dəniz. Sizə gecə yuxusunda gəzən qızların hekayəsini təqdim edirəm. Bu hekayədə mizah və fantastikaya bol yer verilmişdir. Kitab üç pərdə olacaq. Hər pərdə iyirmi bölüm. Bu yolda böyük addımlar atmaq diləyi ilə Shixalizadeh
Huzurun notaları
Lovely
Huzur veren şarkıları sizlerle paylaşıp sözlerini ve anlamlarını birlikte göreceğiz ...
K-pop
Winner
K-pop
♡Kitap Önerileri♡
Öykü♡
Her çeşitten bir kitap önerisi
Lamekân
Aleyna Karakurt
Çekirdek ailesi ile birlikte mutlu bir yaşam süren Minel'in hayatı, en mutlu günü sandığı 16 Mayıs'ta yani doğum gününde birdenbire değişir ve kendini bir çıkmazın içinde terk edilmiş hâlde bulur. "Bir çocuk incindiği vakit, tüm dünya darağacında sallanmaya mahkûmdur." Annesinin ve kardeşinin başına gelenlerden dolayı Minel'i sorumlu tutan ve onu uğursuz addeden babası, sonraki hayatında nasıl bir yol çizecektir? Öksüzlüğünün yanında bir de yetim bırakılan Minel'in çocuk kalbi, tuttuğu yas ve baba sevgisiyle adeta yanıp kavrulurken yine bir kaza neticesinde öğrendiği gerçekler, ona hayatı yeniden sorgulatıp kendini affedememesine yol açarken siz okurlara da bir insanı yargılamanın ne denli onulmaz yaralar açtığını derinden hissettirecek. -PERSEUS YAYINEVİ ARACILIĞI İLE KİTAP OLDU-
I.O.K.O.
Nurten
Burası, I.O.K.O ormanaydı. İnsanları yardım edip koruyan bir merkez. Bizler ise burada seçilen, I.O.K.O. yardımcılarıyız . Bizler, farkında olmadan insanları koruyup yardımcı olmaya çalışırken ya onlar bize yardımcı olmaya çalışırsa ? Burası her hikayenin olduğu yer değil! Burası bir merkezse bize yardım eden hayallerimiz , geçmişlerimiz,acılarımız ,üzüntülerimizin merkezi neresi?

